Günlerin Tortusu

07 Ocak 2009

Kipitap…

Blog; Günaydın; Haberler kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

1) Çocuklarımız, herşeyden daha kıymetli ve önemlidirler.

2) Çocuklarımızı iyi yetişmiş, bilinçli okur yazarlar haline getirmek en önemli misyonumuzdur.

3) Fikirler, paylaştıkça ve tartışıldıkça zenginleşirler.

4) Tecrübe, paylaşıldığında değerli hale gelir. “Tecrübe, insanın başına gelen şey değildir; o, insanın başına gelenle ne yaptığıdır.” (Aldous Huxley)

5) Çocuklarımızı korumak, kollamak, gözetmek en önemli görevlerimizden biridir.

6) Çevreye duyarlı olmak, çocuklarımıza sağlıklı ve tükenmemiş bir çevre bırakmak için elimizden geleniz yapmalıyız.

7) Kipitap.com ekibinden hiçkimse, kendi çocuğuna okutmayacağı bir kitabı başkalarına tavsiye etmez.

8) Kitap değerlendirirken aslolan hiçbir zaman yayınevi veya yazar değildir. Aslolan metindir.

9) Çocuklarımızı, özgür, kendi düşünen ve karar veren, sorgulamaya, tahlil etmeye yönlendiren kitaplar favorimizdir.

10) Çocuk kitabı seçmek ciddi bir iştir. (Ancak somurtmadan ve takım elbise giymeden de ciddi olunabilir)


Kipitap ekibinin yukarıdaki manifestosunun altına, bir yaşında oğlu olan bir baba olarak, ben de imzamı atıyor ve bu kitapçının çok uzun soluklu olmasını diliyorum…

Haber

22 Aralık 2008

* Epiphania Uveda de Robledo / Vaccaro - Senyor Borges
* Alberto Manguel - Borges’in Evinde

Biyografi; Borges, Jorge Luis; Manguel, Alberto; Robledo, Epifania Uveda de; Vaccaro, Alejandro kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

30 Yıllık Emektarının Gözünden J. L. Borges

 

Bazen Senyor Borges benden birkaç kitabı paket yapmamı ister, o zamanlar rafları yeni inşa edilen la Ciudad adlı kitapçıya gidip paketi boş bir yere bırakırdı. Bunu hoşuna gitmeyen kitaplara yapardı. Bir keresinde yine bir paketle (büyük bir paketti) Milli Kütüphane’ye gitmiş, Tucuman ve Florida’ya gelince bir kahvede bir şeyler içmek için oturmuş, sonra da sanki unutmuş gibi kitapları sandalyenin altında bırakıp çıkmış. Oradaki çocuklar da onu tanıdıkları için, Senyor Borges’in kitaplarını unuttuğunu sanarak, akşama doğru bir paket kitabı alıp kendisine getirmişler. Halbuki bu onun kitaplardan kurtulma yöntemiydi.

Sayfa 30

Saat dokuzda banyodan çıkar, sonra da kahvaltısını ederdi. Nobel Ödülü zamanı gelince gazeteciler sıra olurlardı. Roberto Madiana’nın bana, “Önce ben geldim Fanny!” deyişini hep hatırlarım. Kapıya yapışmış beklerdi. Bir de o uzun kuyruk… Herkes beklerdi. Son defasında yine ona Nobel Ödülü’nü vermediklerinde bir sürü gazeteci toplanmıştı. O yıl kesin Borges’e verileceğini düşünüyorlardı. Bütün gün kapıda nöbet tuttular ve sonunda haber geldiğinde de, verilmediğini söylemeye başladılar. Beyefendi çok üzüldü. Kendisi bile o yıl kazanacağını düşünüyordu çünkü ödülü hak ettiğine inanıyordu. Ama dünyanın o tarafında, “Ben yaşadığım sürece Borges Nobel Ödülü’nü alamayacak,” diyen, sözü geçen biri vardı. Beyefendi bu duruma çok üzülürdü.

Sayfa 39

Borges'in Evinde

 

Bu yüzyılda, Gabriel Garcia Marquez’den Julio Cortazar’a, Carlos Fuentes’ten Severo Sarduy’a kadar, İspanyolcadaki önemli yazarların hemen hepsi, Borges’e olan borcunu dile getirdi; Borges’in yazınsal sesi genç kuşakların yazılarında da öylesine güçlü yankı buldu ki, Arjantinli romancı Manuel Mujica Lainez aşağıdaki dörtlüğü yazdı:

A un joven escritor

Inutil es que te forjes
Idea de progresar
Porque aunque escribas la mar
Antes lo habra escrito Borges

Boşver, ilerleyeceğim diye
Heveslere kaptırma kendini
Denizler kadar yazsan bile
Borges yazmıştır çoktan hepsini

Sayfa 42

Bütün dünyayı bir kitaba sokmaya çalışan yazarlar vardır. Daha az raslanır bazı yazarlar içinse dünyanın kendisi bir kitaptır, kendileri ve başkaları için okumaya çalıştıkları bir kitap. Borges bu yazarlardandı. Her şeye rağmen mutlu olmanın ahlaki görevimiz olduğuna inanırdı, mutluluğun da, nedenini açıklayamasa bile, kitaplarda bulunabileceğini düşünürdü. “Bir kitabın bize mutluluk olasılığını sunduğuna neden inandığımı tam olarak bilmiyorum,” demişti. “Ama bu alçakgönüllü mucize için gerçekten minnetarım.”

Sayfa 72


1.

“Çizgi sonsuz sayıda noktadan oluşmuştur; düzlem sonsuz sayıda çizgiden; oylum sonsuz sayıda düzlemden; yüksek oylum sonsuz sayıda oylumdan…” [1]

Borges “Kum Kitabı” adlı öyküsüne bu çok “sıradan” matematiksel tanımla başlar. Sonsuzluğa dair bir öykü için sorunsuz bir başlangıç. Ama bu ayrıca onun “her kitabın ve herhangi bir kitabın, bütün diğer kitapları hem mekanik, hem de zihinsel olarak vaat ettiği” fikrinin en yalın aktarım yoludur, üstelik de bir öykü içinde. Evreni kitaplık şeklinde gören ve cenneti kitaplık şeklinde düşleyen bir yazar Borges ne de olsa. Düşlemek ki, ona Tanrı’nın bahşettiği bir lütuf mu, bir ceza mı bunu Borges bile bilmiyor. Şöyle tanımlıyor durumu:

“Tanrı’nın acı alayı, bana kitaplarla birlikte geceyi armağan etmesiydi.”

2.

1950′li yılların başlarından itibaren Epifania Uvedo de Robleda (Fanny -belki de Funny) Borges’lerin evinde yatılı olarak çalışmaya başlar ve bu durum Borges’in Buenos Aires’ten İsviçre’ye yerleşmek üzere ayrılmasına değin devam eder. İlk kitap bu hanımla “Buenos Aires Borges Vakfı” başkanı Alejandro Vaccaro’nun söyleşilerine dayanmakta.

İkinci kitapsa, kendi satırlarıyla, “birkaç yıl boyunca 1964′ten 1968′e değin Borges’e okuyan pek çok insandan biri olma şansına erişen [2] -(ama) o günlerde bu ayrıcalığın kesinlikle farkında olmayan [3]- Alberto Manguel’in.

Borges’e dair eksiksiz biyografiler olmanın çok uzağında olan bu iki kitap da (öyle bir iddiaları da yok zaten) dönemsel tanıklıkları aktarıyor. Manguel’de de, Robledo’da da Borges’in günlük yaşamına ilişkin birçok ayrıntı yer alıyor. Ancak kolayca tahmin edilebileceği üzere Manguel’in kitabında Borges’in düşünsel yanı daha ağır basıyor. Metinleriyle ilgili çeşitli çözümlemelere (Borges’in ağzından) ya da entelektüel tartışmalara (ki bunların konusu genelde kitaplar ve edebiyat oluyor) daha fazla yer veriliyor. Diğer kitaptaysa kişiler ve Borges’in onlarla olan ilişkisi temel eksen.

3.

Kitaplarımın kulaklarını bükmekten çekinmeyen bir okur olmama karşın, bu iki kitaba da kıyamadım.

“Borges’in Evinde” Yapı Kredi Yayınları’nın İzdüşümleri/Düş İzleri serisinden çıkmış. Aynı seride daha önce Tomris Uyar’ın “Güzel Yazı Defteri”, Leyla Erbil’in “Cüce” ve Enis Batur’un “Başka Yollar” adlı kitapları yayımlanmıştı.[*] Baskılarıyla parmak ısırtan -en azından benim için- bir seri bu. Kitabın seriye uygun olmasının bir diğer özelliğiyse içinde yer alan ve Sara Facio tarafından çekilmiş olan fotoğraflar. Kitabı okumanın yanısıra Borges’in evindeki ayrıntılara ister istemez takılıyor kişi.

“Senyor Borges” ise Can Yayınları’nın “Yaşam” serisinden. Bu kitap öncelikle boyutları ile alışılmışın dışında. Kitapta yer alan fotoğraflar yine keyifle izleniyor.

4.

Epifania Uveda de Robledo Alberto Manguel“Borges’in Evinde” ve “Senyor Borges”i okurken kendime şu soruyu sormadan edemedim: “Borges’in kitapları dururken, neden Borges üzerine yazılmış bu kitapları okumaktan kendimi alamıyorum?”

Yıllar önce, bir tatilde en rahat okunabilecek kitapların biyografiler olduğunu keşfetmiştim. Doğruydu bu, ama eksikti. Şimdi biliyorum ki, “sevdiğim yazarların” biyografilerini okumaktan keyif alıyorum asıl ve -Borges bununla sanırım çok eğlenirdi- onların yaşam öykülerini okurken kendimi tatilde hissediyorum.

Can Yayınları
Yapı Kredi Yayınları
ISBN 978 - 975 - 07 - 0971 - 5
ISBN 975 - 08 - 0468 - 6
1. Basım Ağustos 2008
2. Baskı Kasım 2002
Çeviren Aylin Demirhan
Çeviren Cem Akaş
Özgün Adı El Senor Borges
Özgün Adı With Borges

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …


[1] Kum Kitabı, Sf 102, 4.Baskı, Eylül 1993, İletişim, Çev: Münir H. Göle
[2] Borges’in Evinde, Sf 8
[3] Borges’in Evinde, Sf 9

[*] Serinin diğer kitaplarına şuradan ulaşılabilir. Ancak bu liste de eksik. Enis Batur’un “Başka Yollar” adlı kitabı listede yok, örneğin.

12 Aralık 2008

Raymond Radiguet 85 yıl önce çok genç ölmüş, eksikliği hissedilmeli…

Günaydın; Radiguet, Raymond; Ustalara Saygı kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Soldan sağa: Valentine Hugo, Raymond Radiguet et Jean Hugo - kaynak

Soldan sağa: Darius Milhaud, Raymond Radiguet, X, Germaine Tailleferre, X, Jean Cocteau, Valentine Gross, Paul Morand - kaynak

Soldan sağa: Jean Cocteau, Georges Auric, Raymond Radiguet ve John Russell - kaynak

kaynak

Radiguet’nin Modigliani tarafından yapılmış olan portresi

Radiguet’nin portresi - Cocteau

Wikipedia - Fransızca
Wikipedia - İngilizce
Yaşam öyküsü - İngilizce
Yaşam öyküsü - Cocteau tarafından - İngilizce
Orgel Kontu’nun Balosu - Tam metin - Fransızca
İçimizdeki Şeytan - Tam metin - Fransızca
Yaşam Öyküsü - Fransızca
Bir yaşam öyküsü daha - İngilizce
Çok gençtiler… - İngilizce
İdefiks - Türkçe

Radiguet’den Raymond Birot’ya… - kaynak

11 Aralık 2008

Cemil Kavukçu - Angelacoma’nın Duvarları

Anlatı; Kavukçu, Cemil kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Angelacoma'nın Duvarları

 

Bazı geceler ıssız park yolunda ya da lisenin olduğu cadde boyu sallana sallana yürürken cep kanyakları olurdu cebimizde. Bir de çikolata tabii. Daha ıssızlara çekilmek, bağırabildiğimizce bağırmak isterdik. Rahatlayabileceğim tek yol buydu; bağırmak! Yudumladığım kanyak yemek borumu yakarak mideme inerken ne güzel resimler düşlerdim, ne muhteşem tablolar kurardım. İstanbul’da, büyük bir galeride açacağım sergi gelirdi gözümün önüne. Beni en çok heyecanlandıran da birbirinden güzel, hiçbir zaman yanlarına yaklaşamayacağım, kısacık etekli, şımarık şımarık gülen kentli kızların resimlerimin karşısında dikilip hayran hayran bakmaları olurdu. Ortaya çıkıp, “bu tabloların ressamı benim,” demeyecektim, diyemeyecektim, bunu biliyordum. Belki de en güzeli Lautrec gibi, serginin açılış gecesi salonun bir yerinde sızıp kalmaktı. Ama ben fark edilmek, anlaşılmak istiyordum. Onları gözlemek, bakışlarındaki ışıltıyı, görmek istiyordum. Bir şeylerin öcünü almak istiyordum. Ama o şeyler neydi, bilmiyordum.”

Sayfa 120-121

Üçümüz de Angelacoma’nın duvarlarını aşamayacaktık, biliyorduk. Cemil sanayide babasıyla birlikte sandalye, masa yapacaktı. Ben manifaturacı olacak, pazarları, panayırları dolaşacaktım. Bir yandan da Cemil ve ben resim yaparak bu kasabaya yenilmediğimizi gösterecektik. Salibey için gelecek daha belirsizdi. Biz bir şey olamayacak, yok olacaktık burada.

Sayfa 122

Mahallemizde adı haylaza çıkmış bir çocuk vardı. Babasından her gün sopa yese de yapacağını yapardı. Her türlü oyunu oynar, küçük yaşına aldırmadan yetişkinler gibi sigara içerdi. Bir gün onu sarhoş görmüştüm, iki arkadaşı koluna girmiş taşıyorlardı. Henüz erkekleşmemiş sesiyle nara, daha doğrusu çığlık atıyordu. Arkadaşları hem gülüyor, hem de çevrede nasıl bir etki yarattıklarını kontrol ediyorlardı. İçki içmiş olabilirdi, ama sarhoş değildi. İçkiyi büyümenin bir ölçütü gibi değerlendiren abilerini taklit ediyordu. Yıllar sonra İnegöl’de karşılaşmıştık. O seslenmese, kendini tanıtmasa asla tanıyamazdım. Kırlaşmış sakalı, kederli bakışlarıyla bambaşka biri olmuştu. Çevresindekiler ona “Hacı Abi” diyorlardı. Uzun yıllar otobüs şoförlüğü yapmış, hacca gitmiş. Bir oğlu, iki kızı varmış, hepsini evlendirmiş. Oğlu da onun gibi otobüs şoförüymüş. Artık çalışmıyormuş. Anlaşılan her şeye tövbe etmiş, geçmişine bir sünger çekmiş.

Kasabada kalmak buydu işte.

Sayfa 102


Öyküleri 1980 sonrasında çeşitli dergilerde, ilk kitabı 1983 yılında yayımlanan; 1987 yılında “Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü”nü kazanan Cemil Kavukçu;

      evet: Yukarıdaki bilgilere dayanarak 80 sonrası öykücülerindendir,
      hayır: Yukarıdaki tarihsel bilgilere karşın 80 sonrası öykücülerinden değildir, Türk edebiyatında bir dönem öykücülüğünün son temsilcisidir. Hatta biraz daha ileri gidersek, bir dönemin kapandığının habercisidir.

Cemil Kavukçu’nun öykülerini düşündüğümde bunlar geliyor ister istemez aklıma.

“Angelacoma’nın Duvarları” otobiyografik bir anlatı, kitabın kapağında da belirtildiği üzere. Sürprizli bir anlatı. Öykülerini daha önceden okumuşlar için dahi. Necip Tosun’un çok doğru bir biçimde tahlil ettiği üzere: “Çağdaş insanın yaşadığı yalnızlık, korku, iletişimsizlik” gibi ana temaları “kasabada geçen çocukluk ve ergenlik” üzerinden yansıtır Kavukçu. ”Kasabanın hem insanı saran, yaşatan sıcak/dost atmosferi, hem de gelecek vadetmeyen boğucu yanı üzerinde dur[ur]”.

Angelacoma ya da İnegöl o kasabanın adıdır işte, hep. Çünkü Kavukçu İnegöl’de doğmuş/büyümüş/olmuştur.

60’lı ve 70’li yılların İnegöl’ü durağan, sıradan, içinden çıkılmak istenen ama çıkılması hiç de kolay olmayan bir Anadolu kasabasıdır. Bir metafor olarak duvar, aşılması gereken yaşamları, zihniyetleri, tekdüzeliği temsil eder. Kasabanın sıradan sakinleri bu tekdüzeliği kurulan panayırlarla, her hafta yenilenen filmlerle ve sinemalarla, kahveler ve kulüplerle aşmaya çalışırlar. Kasabanın sıradan olmayan, duvarlara toslayan sakinleriyse, bunlara bağırmayı, içki içmeyi ve resim yapmayı eklerler. Alınmak istenen öç, aslında fark edilmek çabasından başka bir şey değildir.

Kavukçu’nun içtenlikle anlattığı yaşamının küçük ayrıntıları anlatıyı zenginleştirir: Cemil KavukçuSobalı evler, çizgi romanlar, sokakta oynanan oyunlar, marangozlara kestirilen kılıçlar… Her biri bir kasabanın olduğu kadar, bir dönemin de ayrıntılarıdır. İşte bu nedenle anlatının başında yer alan ithaf ilk başta garip görünse de, sonra açıklığa kavuşur:

      kendime…
çünkü bu benim hikayem


Kavukçu, İnegöl’deki 70’lerin Cemil Kavukçu’suna adamıştır anlatıyı. Aslında;

      evet: Kendisidir bu kişi,
      hayır: Kendisi değildir, şimdiki kendisi değildir.

Can Yayınları
ISBN 978 - 975 - 07 - 1012 - 4
1. Basım Kasım 2008

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (3 oy verildi, ortalama: 3.67 / 5)
Loading ... Loading …

03 Aralık 2008

Edmond Eugène Alexis Rostand 90 yıl önce dün ölmüş,
Cyrano de Bergerac sonsuza dek yaşayacak.
Öyleyse Rostand için artık yok diyebilir miyiz?

Günaydın; Rostand, Edmond; Ustalara Saygı kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Doç. Sabri Esat Siyavuşgil çevirisinden…

kaynak

kaynak

kaynak

Gerbevilleirs yıkıntılarında - 7 Aralık 1918

Vikipedi Türkçe
Wikipedia Fransızca
Wikipedia İngilizce
Edmond Rostand Dostları Fransızca
edmond-rostand.com Fransızca
Cyrano de Bergerac Fransızca - Çok doyurucu
Cyrano fotoğrafları - Life dergisi
Vikipedi - Cyrano de Bergerac (oyun) Türkçe
Wikipedia - Cyrano de Bergerac (oyun) Fransızca
Wikipedia - Cyrano de Bergerac (oyun) İngilizce
Cyrano de Bergerac - metin Fransızca
Cyrano de Bergerac - 1926 basımı Kitabın taranmış hali

İki romancı: Honoré de Urfé ve Emile Zola. Duygusal Roman ve Natüralist Roman
kaynak

Faust çevirisi ve adaptasyonu