Günlerin Tortusu

22 AÄŸustos 2006

Neden Günlerin Tortusu?

Tomris UyarBen bir tek’in bir ÅŸey daha’nın önemine inananlardanım. Bir tek! Bir ilk! Bir son! Koca zilleri konser sırasında bir kere vurmak ama tam anında, o ana varmak için bir yaÅŸam boyu tetik durmak; önce günleri, sonra dakikaları, saniyeleri sayarak o ana ulaÅŸmak. Hitchcock’un "Çok Bilen Adam" filmindeki zilci gibi gerilimi doruÄŸunda yakalamak, olaya yetiÅŸmek, olanı kavramak.

6 Åžubat 1980

Bedenimin bir yarısı, Doğulu. Baştanberi ona söz geçiremedim. Onunla başetmeye çalıştığımda hep yenik düşerim, en sudan kaytarmaları bile önemli hastalıklarla ödetir bana.

Belki de çok gülmekten, çok sevinmekten korkmam bu DoÄŸulu yarının bir özelliÄŸi; kafamla çözüme kavuÅŸturamadığım bir kör inancın saplantısı. "Bir ÅŸey olacak, kötü bir ÅŸey olacak…" sezgisi. Oluyor da. Bunca beklediÄŸim için belki de kendi elimle hazırlıyorum o mutsuzluÄŸu ya da çöküntüyü, kimbilir.

19 Mayıs 1980 Tomris Uyar

Çekoslavakyalı bir bayanın beyaz şalı rüzgarda ikide bir havalanıp yüzünü örtüyor."

Çehov okuyorum. Yazar olmaya karar verdim. Çehov’da da buna benzer bir tümce okuduÄŸumu anımsıyorum. Bu kadarcık, ama kadını hemen tanımamı saÄŸlıyor. Kalın kitaplar yazmayacağım ben. Şöyle birkaç sözcükle anlatacağım ne demek istediÄŸimi: Onu baÅŸkaları kendi deneyleriyle bütünlesin. YaÅŸam denilen büyük deneyi sayfalarla kısıtlamaya, sınırlamaya kalkışmaktan korkuyorum, bir "prrrtt!" çekiyorum böylesi çabalara.

21 Mayıs 1981

Zamanı sınırlamayan romanların ardından bir güne, bir geceye bir yaşam sığdıran romanlar geldi. Bilinç akışı tekniğinin büyük katkısı var bu çabada.

Ben de on dakikaya
Bir ana
Neler sığdırabileceğimi düşünerek bağışlanan zamanı özgürleştirmeye çalışıyorum.

19 Ekim 1981

Tomris UyarBelki inanmayacaksınız ama ben de öykü yazmak için yetiştirdim kendimi. Öykü yazamadığım zaman, öyküme ters düşmeyecek çeviriler yapmak için. Yani inanılır gibi değil ama, profesyonel bir öykücüyüm, temiz bir iş nasıl çıkarılır biliyorum. Gerekli bilgilerle donanmış olduğumu da biliyorum. Kime yarayacak bu birikim? Kime sahi?

28 Aralık 1981

Çalışmalar sırasında iki şey öğrendim kendi hakkımda:

Bir: Ben "başkan"lık yapabilecek kadar "yan tutmayan", "nesnel", "renk vermeyen" biri değilim. Sinirlenince burnumdan soluyorum.

İki: Buna karşılık, herhangi bir ideolojiyi savunurken, gelebilecek eleştirileri önce kendim düşündüğümden iyi bri "kampçı"da sayılmam. Bir çelişki ama böyle ne yazık ki.

21 Nisan 1982

Faulkner’ı, Kafka’yı, Proust’u, Sade’ı, Borges’i düşününce, doÄŸru gibi geliyor. Onlar, kendi seçtikleri görkemli sessizlik içinde karşılaÅŸtıkları -karşılaÅŸabilecekleri bütün yüzlerle sürdürdükleri- sürdürebilecekleri yaÅŸamların titiz dökümlerini yapabiliyorlar.

5 Temmuz 1982Tomris Uyar

Çok - satan bir metayla (bir roman, bir televizyon dizisi, bir giysi) bizim almaya değer bulduğumuz ama satılmayışına yıllar yılı tanık olduğumuz bir meta arasında ne gibi ayrımlar var acaba?

Sözkonusu meta bir edebiyat ürünüyse, siz de edebiyatçıysanız, bu merakınızı gidermenin bir yolu, geröekten çok satan ürünlerin genel bir çözümlemesini yapmak, satış nedenlerini saptamaktır. Sonuçta kendiniz çok - satan bir kitap yazmaya karar vermeseniz bile -ki genellikle vermezsiniz- okurun bazı eğilimlerini öğrenebilirsiniz. Böylelikle kimler için yazdığınız -okur, kaynaşmış bir kitle değildir çünkü- da açıklık kazanır.

13 AÄŸustos 1982

… anlamakla yaÅŸamanın eÅŸ-anlamlı olmadığını da biliyordum yine de bilmek baÅŸkaydı, iliklerinde duymak baÅŸka.

9 Eylül 1982

Tomris UyarYoz bir toplum düzeninde yaşamaktan usanıp yaşamlarına son verenlere, üstlerine gaz döküp kendini yakanlara, hasta gözüyle bakıyoruz. Onları ruh hastası saymakla, insanın insanca yaşamak hakkına, insan olarak yaşayamıyorsa, yaşamı dışlama hakkına tepeden bakıyoruz. İnsan yaşadığı toplumdan utanç duyduğu için pekala canına kıyabilir, inanıyorum buna. Böyle önemli bir kararın arifesinde, öteki kararlardaki bocalamalara da yer yoktur üstelik: kaldırım kirlense de olur, banyo kanlansa da, çocuklar korksa da, dostlar üzülse de. Bu tür incelikler, kaygılar çok geride kalmıştır.

23 Kasım 1982

Bir kentte uzun boylu yaşamadan, yaşayanlarıyla kaynaşmadan ne öğrenilebilir ki?

26 Haziran 1983

Çağdaş olmak, nice yanılgıları, göze almaları, çelişkileri tanımaktan kaynaklanıyor.

30 Haziran 1983

Kimi yazar vardır, "yazı yazma" edimini tarihsel bir görev olarak üstlenir. Bildikleri, inandıkları doÄŸrultuda kendi ürünlerini vermek yeter onlara. Bu tutum, onları bir ölçüde toplumun güncel yaÅŸamını gözardı etmeye, o dönemi sonradan, doÄŸru, serin bir perspektif içinde iÅŸlemeye iter. DoÄŸacak ya da doÄŸurtulacak ürünün haklılığı, yanlışsızlığı, bütünlüğü gözlerini baÄŸlamış gibidir. Burada, Faulkner’ı anmadan geçmeyelim: "Sanatçı, kendi sanatından baÅŸka hiçbir ÅŸeyden sorumlu tutulamaz."

Bu tür yazarları saygıdeÄŸer bulmakla birlikte sık sık öbür tür yazarları kendime daha yakın görüyorum. Toplumun atan nabzında yaÅŸamak, o nabzın dalgalanmalarını yakalamak, bazen ürün vermekten daha önemli geliyor bana. Hele o dalgalanmayı yüreÄŸimde duyuyorsam…

(…)

Åžu sorular geliyor akla ister istemez:

Hangi çağda, hangi toplumda yaşıyorum? Çevremde neler oluyor?

Neden yazıyorum hâlâ?

Belki de bütün bunlar yüzünden. Bütün bunlarla savaşabilmek için.

1 Ocak 1984

* Tüm alıntılar Tomris Uyar’ın "Günlerin Tortusu" adlı kitabındandır.