Günlerin Tortusu

Manguel, Alberto kategorisi arşivi

* Epiphania Uveda de Robledo / Vaccaro - Senyor Borges
* Alberto Manguel - Borges’in Evinde

Biyografi, Borges, Jorge Luis, Manguel, Alberto, Robledo, Epifania Uveda de, Vaccaro, Alejandro kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

30 Yıllık Emektarının Gözünden J. L. Borges

 

Bazen Senyor Borges benden birkaç kitabı paket yapmamı ister, o zamanlar rafları yeni inşa edilen la Ciudad adlı kitapçıya gidip paketi boş bir yere bırakırdı. Bunu hoşuna gitmeyen kitaplara yapardı. Bir keresinde yine bir paketle (büyük bir paketti) Milli Kütüphane’ye gitmiş, Tucuman ve Florida’ya gelince bir kahvede bir şeyler içmek için oturmuş, sonra da sanki unutmuş gibi kitapları sandalyenin altında bırakıp çıkmış. Oradaki çocuklar da onu tanıdıkları için, Senyor Borges’in kitaplarını unuttuğunu sanarak, akşama doğru bir paket kitabı alıp kendisine getirmişler. Halbuki bu onun kitaplardan kurtulma yöntemiydi.

Sayfa 30

Saat dokuzda banyodan çıkar, sonra da kahvaltısını ederdi. Nobel Ödülü zamanı gelince gazeteciler sıra olurlardı. Roberto Madiana’nın bana, “Önce ben geldim Fanny!” deyişini hep hatırlarım. Kapıya yapışmış beklerdi. Bir de o uzun kuyruk… Herkes beklerdi. Son defasında yine ona Nobel Ödülü’nü vermediklerinde bir sürü gazeteci toplanmıştı. O yıl kesin Borges’e verileceğini düşünüyorlardı. Bütün gün kapıda nöbet tuttular ve sonunda haber geldiğinde de, verilmediğini söylemeye başladılar. Beyefendi çok üzüldü. Kendisi bile o yıl kazanacağını düşünüyordu çünkü ödülü hak ettiğine inanıyordu. Ama dünyanın o tarafında, “Ben yaşadığım sürece Borges Nobel Ödülü’nü alamayacak,” diyen, sözü geçen biri vardı. Beyefendi bu duruma çok üzülürdü.

Sayfa 39

Borges'in Evinde

 

Bu yüzyılda, Gabriel Garcia Marquez’den Julio Cortazar’a, Carlos Fuentes’ten Severo Sarduy’a kadar, İspanyolcadaki önemli yazarların hemen hepsi, Borges’e olan borcunu dile getirdi; Borges’in yazınsal sesi genç kuşakların yazılarında da öylesine güçlü yankı buldu ki, Arjantinli romancı Manuel Mujica Lainez aşağıdaki dörtlüğü yazdı:

A un joven escritor

Inutil es que te forjes
Idea de progresar
Porque aunque escribas la mar
Antes lo habra escrito Borges

Boşver, ilerleyeceğim diye
Heveslere kaptırma kendini
Denizler kadar yazsan bile
Borges yazmıştır çoktan hepsini

Sayfa 42

Bütün dünyayı bir kitaba sokmaya çalışan yazarlar vardır. Daha az raslanır bazı yazarlar içinse dünyanın kendisi bir kitaptır, kendileri ve başkaları için okumaya çalıştıkları bir kitap. Borges bu yazarlardandı. Her şeye rağmen mutlu olmanın ahlaki görevimiz olduğuna inanırdı, mutluluğun da, nedenini açıklayamasa bile, kitaplarda bulunabileceğini düşünürdü. “Bir kitabın bize mutluluk olasılığını sunduğuna neden inandığımı tam olarak bilmiyorum,” demişti. “Ama bu alçakgönüllü mucize için gerçekten minnetarım.”

Sayfa 72


1.

“Çizgi sonsuz sayıda noktadan oluşmuştur; düzlem sonsuz sayıda çizgiden; oylum sonsuz sayıda düzlemden; yüksek oylum sonsuz sayıda oylumdan…” [1]

Borges “Kum Kitabı” adlı öyküsüne bu çok “sıradan” matematiksel tanımla başlar. Sonsuzluğa dair bir öykü için sorunsuz bir başlangıç. Ama bu ayrıca onun “her kitabın ve herhangi bir kitabın, bütün diğer kitapları hem mekanik, hem de zihinsel olarak vaat ettiği” fikrinin en yalın aktarım yoludur, üstelik de bir öykü içinde. Evreni kitaplık şeklinde gören ve cenneti kitaplık şeklinde düşleyen bir yazar Borges ne de olsa. Düşlemek ki, ona Tanrı’nın bahşettiği bir lütuf mu, bir ceza mı bunu Borges bile bilmiyor. Şöyle tanımlıyor durumu:

“Tanrı’nın acı alayı, bana kitaplarla birlikte geceyi armağan etmesiydi.”

2.

1950′li yılların başlarından itibaren Epifania Uvedo de Robleda (Fanny -belki de Funny) Borges’lerin evinde yatılı olarak çalışmaya başlar ve bu durum Borges’in Buenos Aires’ten İsviçre’ye yerleşmek üzere ayrılmasına değin devam eder. İlk kitap bu hanımla “Buenos Aires Borges Vakfı” başkanı Alejandro Vaccaro’nun söyleşilerine dayanmakta.

İkinci kitapsa, kendi satırlarıyla, “birkaç yıl boyunca 1964′ten 1968′e değin Borges’e okuyan pek çok insandan biri olma şansına erişen [2] -(ama) o günlerde bu ayrıcalığın kesinlikle farkında olmayan [3]- Alberto Manguel’in.

Borges’e dair eksiksiz biyografiler olmanın çok uzağında olan bu iki kitap da (öyle bir iddiaları da yok zaten) dönemsel tanıklıkları aktarıyor. Manguel’de de, Robledo’da da Borges’in günlük yaşamına ilişkin birçok ayrıntı yer alıyor. Ancak kolayca tahmin edilebileceği üzere Manguel’in kitabında Borges’in düşünsel yanı daha ağır basıyor. Metinleriyle ilgili çeşitli çözümlemelere (Borges’in ağzından) ya da entelektüel tartışmalara (ki bunların konusu genelde kitaplar ve edebiyat oluyor) daha fazla yer veriliyor. Diğer kitaptaysa kişiler ve Borges’in onlarla olan ilişkisi temel eksen.

3.

Kitaplarımın kulaklarını bükmekten çekinmeyen bir okur olmama karşın, bu iki kitaba da kıyamadım.

“Borges’in Evinde” Yapı Kredi Yayınları’nın İzdüşümleri/Düş İzleri serisinden çıkmış. Aynı seride daha önce Tomris Uyar’ın “Güzel Yazı Defteri”, Leyla Erbil’in “Cüce” ve Enis Batur’un “Başka Yollar” adlı kitapları yayımlanmıştı.[*] Baskılarıyla parmak ısırtan -en azından benim için- bir seri bu. Kitabın seriye uygun olmasının bir diğer özelliğiyse içinde yer alan ve Sara Facio tarafından çekilmiş olan fotoğraflar. Kitabı okumanın yanısıra Borges’in evindeki ayrıntılara ister istemez takılıyor kişi.

“Senyor Borges” ise Can Yayınları’nın “Yaşam” serisinden. Bu kitap öncelikle boyutları ile alışılmışın dışında. Kitapta yer alan fotoğraflar yine keyifle izleniyor.

4.

Epifania Uveda de Robledo Alberto Manguel“Borges’in Evinde” ve “Senyor Borges”i okurken kendime şu soruyu sormadan edemedim: “Borges’in kitapları dururken, neden Borges üzerine yazılmış bu kitapları okumaktan kendimi alamıyorum?”

Yıllar önce, bir tatilde en rahat okunabilecek kitapların biyografiler olduğunu keşfetmiştim. Doğruydu bu, ama eksikti. Şimdi biliyorum ki, “sevdiğim yazarların” biyografilerini okumaktan keyif alıyorum asıl ve -Borges bununla sanırım çok eğlenirdi- onların yaşam öykülerini okurken kendimi tatilde hissediyorum.

Can Yayınları
Yapı Kredi Yayınları
ISBN 978 - 975 - 07 - 0971 - 5
ISBN 975 - 08 - 0468 - 6
1. Basım Ağustos 2008
2. Baskı Kasım 2002
Çeviren Aylin Demirhan
Çeviren Cem Akaş
Özgün Adı El Senor Borges
Özgün Adı With Borges

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …


[1] Kum Kitabı, Sf 102, 4.Baskı, Eylül 1993, İletişim, Çev: Münir H. Göle
[2] Borges’in Evinde, Sf 8
[3] Borges’in Evinde, Sf 9

[*] Serinin diğer kitaplarına şuradan ulaşılabilir. Ancak bu liste de eksik. Enis Batur’un “Başka Yollar” adlı kitabı listede yok, örneğin.

Alberto Manguel - Okuma Günlüğü

Günce, Manguel, Alberto kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Okuma Günlüğü

 

Türkçede muhabbet sözcüğü hem “sohbet”, hem de “sevgi” anlamına gelir. Her ikisi için de “muhabbet etmek” diyebilirsiniz. Sohbet etmenin, bir insanın kalbine ya da aklına açılmış bir pencere olması düşüncesini seviyorum.

Sayfa 109

Fransa’ya dönüş. Yağmur ve Pus. Kedi, güvercin kulesine tırmanmış, içine havlu döşenmiş bir kutudan bahçedeki su birikintilerini seyrediyor.

Dante, Béatrice’in güzelliğine inanmamızı ister bizden, o kadar kusursuzdur ki güzelliği, yeri cennettir onun. Catullus ile Petrarca, sevgililerinin birçok çekici yanına inandırmaya çalışır bizi. Don Quijote, böylesi kanıtlar sunmaya girişmez. Köyünden ilk çıkışında karşılaştığı tüccarlar, ondan, eşsiz güzelliğine yemin etmeden önce, Dulcinea’nın bir resmini göstermesini istediğinde şöyle cevap verir: “Onu size gösterirsem, apaçık bir gerçeği itiraf etmiş olacaksınız. Önemli olan, kendisini görmeden inanmanız, itiraf etmeniz, yemin etmeniz ve savunmanızdır.”

Belki de en büyük yazınsal karakterler, asla tam olarak anlayamadığımız az sayıda kişidir. Yüz kafadarını kızının evine getiren dayanılmaz Lear; kısa bir süre gördüğü genç bir kıza saplantıyla tutulan kalbi kırık Dante; hayallerinde, kuruntularında inat ettiği için dövülen, taşlanan, bela düşkünü, sanrılı Don Quijote; neden gözyaşlarına boğarlar bizi, neden aklımızdan çıkmazlar, neden, her şeye karşın, yaşamın anlamlı olduğunu ima edip dururlar? Hiçbir neden göstermezler; var olduklarına “yeminle” inanmamızı, bunu kabul etmemizi, onaylamamızı isterler bizden.

Sayfa 148-149

Bu sabah, kitaplığın raflarındaki kitaplarıma baktım ve onların benim varlığımdan hiç haberi olmadığını düşündüm. Ben onları açıp da sayfalarını çevirdiğimde yaşama dönüyorlar, ama yine de kendilerinin okuru olduğumu bilmiyorlar.

Sayfa 174

“Okuma Günlüğü”, Manguel’in seçtiği ve gençken okumuş olduğu on iki kitabın tekrar okunması ve yorumlanması üzerine yazılmış bir günce. Çok dolaşan bir dünya vatandaşının kitaplar, yazarlar, diller ve ülkeler arasında yaptığı yolculuk(lar) üzerine. Sadece kitaplarla sınırlı değil yani. Kitaplarla yoğrulmuş yaşamının bir yılına; Irak’ta sürdürülen savaşa, yayıncılarla yaşanan sorunlara, çeviri problemlerine, mevsimlere ve saireye dair.

Seçilen romanların neredeyse tamamı klasikler arasından:

- Morel’in Buluşu - Adolfo Bioy Casares
- Dr. Moreau’nun Adası - H. G. Wells
- Kim - Rudyard Kipling
- Mezar Ötesinden Hatıralar - François - Rene de Chateaubriand
- Dörtlerin Simgesi - Arthur Conan Doyle
- Gönül Yakınlıkları - Johann Wolfgang von Goethe
- Söğütlükte Rüzgâr - Kenneth Grahame
- Don Quijote - Miguel de Cervantes
- Tatar Çölü - Dino Buzzati
- Yastıkname - Sei ŞonagonAlberto Manguel
- Yüzeye Çıkış - Margaret Atwood
- Bras Cubas’ın Ölüm Sonrası Hatıraları - Joaquim Maria Machado de Assis

Yukarıdaki liste gözönüne alındığında kitabın yazılması bir işten çok, yazarın kendisine verdiği bir ödül kanımca. Kitaplar üzerine eleştiri yapmak yerine kitapların çağrışımları ile bir gezintiye çıkıyor Manguel. Günce formu bu gezintiyi bir hayli konforlu hale getirirken, listede yer alan tüm kitapları ilk defa ya da tekrar okumak için iyi bir bahane yaratıyor.

Yapı Kredi Yayınları
ISBN 975 - 08 - 1170 - 4
1. Baskı Ocak 2007
Çeviren Mehmet H. Doğan
Özgün Adı A Reading Diary

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (4 oy verildi, ortalama: 4.25 / 5)
Loading ... Loading …


Hamiş 1: Alberto Manguel’e gıpta ediyorum. Hayır, dürüst olayım, onu kıskanıyorum. Şöyle bir diyalog bu zat için pekala mümkün:

- Yarın ne yapacaksın Alberto?
- Kusura bakma, çok işim var. Salı’ya kadar okumam gereken 6 kitap var.

Hamiş 2: Seçilen romanların 10 tanesi Türkçe’ye çevrilmiş. (Kaynak: İnternet)

Alberto Manguel - Okumanın Tarihi

Araştırma, Manguel, Alberto kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Okumanın Tarihi

 

 

 

Sokrates’in Phaedrus’a anlattığına göre, zarların, damanın, sayıların, geometrinin, astronominin ve yazının yaratıcısı olan Mısır tanrısı Tot, firavunu ziyaret edip, bu buluşlarını insanlara
aktarmasını önermiş. Yazıya gelene dek Tanrının diğer armağanlarının iyi ve kötü yanlarını tartışarak ilerlemişler. "Burada" demiş Tot; "insanların belleklerini iyileştirici bir öğrenme dalı var. Buluşum hem akıl hem de bellek için gerçek bir ilaç." Ama firavun etkilenmemiş. "Bunu öğrenirler ise", karşılığını vermiş, "ruhlarına unutkanlık yerleşir. Belleklerini kullanmaz olurlar çünkü yazılı olana güveneceklerdir. İçlerinde olanı ortaya çıkaramayacak, dışta olan işaretlere bakacaklar. Keşfettiğin şey hafıza için bir çare değil, bir hatırlatıcı… Kullara sunduğun gerçek akıl değil, onun yalnızca görüntüsü. Çünkü onlara gerçekten öğretmeden birçok şey anlatmakla, onları çok şey bilir gibi yapacaksın, ama çoğu pek bir şey bilmeyecek. Bilge olmak yerine, sahtekâr ve ukala olanlar gibi başkalarına yük olacaklar.

Sayfa 77-78

Halkçı rejimler unutmamızı isterler ve bunun sonucu olarak da kitapları gereksiz bir lüks olarak nitelerler; totaliter rejimler düşünmemizi istemez, bu nedenle de yasaklar çıkarır, gözdağı verir, ya da her ikisini birden yaparlar, çoğunlukla aptal olmamızı ve uysalca aşağılanmayı kabullenmemizi isterler, bu nedenle de düzeysiz basmakalıp yapıt tüketimini desteklerler. Böyle koşullar altında okurun aykırı olması kaçınılmazdır.

Sayfa 37

 

Hepimiz okuyoruz. Kimimiz az, kimimiz çok; kimimiz sadece profesyonel okuma Manguellar yapıyor, kimimizse yazın’ın içine dalıyor.

Okumayı çoğunlukla kendimiz için yapıyoruz. Ama Manguel bu işi Borges için yapmıştı. Ne büyük şans! On altı yaşındayken, sadece on altı yaşındayken görmeyen -sadece fiziksel olarak- Borges’e kitaplar karşısında göz olmuştu.

İşte bu kitap, belki de Manguel’in Borges’e şükranlarının bir ifadesidir. Okumak üzerine bir kitap, bir meta-okuma.

İçinde okumaya dair çok şey var, ama yine de eksik. Aslında tüm kitaplar gibi. Eksiği tamamlayacak yeni kitaplar yazılması için bu gerekli. Manguel’in de bilincinde olduğu bir nokta bu.

Benim içinse, Moleschino‘daki ilk yazımın çıkış noktası.

Yapı Kredi Yayınları
ISBN 975 - 363 - 919 - 8
2. Baskı Şubat 2002
İngilizceden çeviren Füsun Elioğlu
Özgün Adı A history of Reading

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …