Günlerin Tortusu

Kategori dışı kategorisi arşivi

Riders on the Storm…

Kategori dışı kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

FOLLOW THE WOMEN FOR PEACE

BARIŞ İÇİN KADINLARI İZLEYİN

21 TÜRK KADINI ORTADOĞU’DA LÜBNAN’DAN FİLİSTİN’E KADAR BARIŞ İÇİN PEDAL ÇEVİRECEK.

2- 15 MAYIS’TA 30 ÜLKEDEN YAKLAŞIK 500 KADININ KATILACAĞI FOLLOW THE WOMEN ORGANİZASYONUNA TÜRK EKİBİ PİPPA BACCA’NIN TEMSİLİ GELİNLİĞİ İLE KATILACAK. KADINLARIN BEYRUT’TAN BAŞLAYAN 4 ÜLKEYİ KAPSAYAN BARIŞ TURU BEYRUT’TAN BAŞLAYACAK ŞAM VE AMMAN ‘DAN SONRA JENİN’DE SONA ERECEK.

Ortadoğu’da yıllardır süren mevcut istikrarsızlık, özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratmaya devam ediyor. Uyuşmazlık bölgesi olarak algılanan Orta Dogu’da yaşayan kadınların, günlük hayatlarını serbestçe tartışabilmeleri için bir platform yaratmayı ve barış sürecinde kadınların aktif şekilde rol almasını teşvik etmeyi amaçlayan FTW (Follow the Women ) organizasyonu ile her yıl 30 ülkeden yaklaşık 500 kadın barış için 296 km pedal çeviriyor .

2004′ten beri yoğun bir ilgiyle devam eden projeye katılan dünya kadınları, bu yıl 2-15 Mayıs 2008 tarihleri arasında Beyrut’tan (Lübnan) yola çıkıyor. Özellikle Ortadoğu’da süren sıcak çatışmalarda ve bölgesel savaşlarda zarar gören kadın ve çocukların yaşadıkları acılar ve etkilerine karşı dünyada “farkındalık” yaratmaya çalışan organizasyona, Türkiye’den ise farklı yaş ve meslek grubundan 21 kadın katılıyor.

İngiltere’de Uluslararası Gençlik Çalışma Danışmanlığı yapan Detta Regan’ın yaratıcısı olduğu ve koordinatörlüğünü yürüttüğü projeye katılan dünya kadınlarının hedefi, dünya basının desteğiyle dikkatleri Ortadoğu’ya çekmek ve bölgede sivillerin güvenli bir biçimde gezebildiğini dünya kamuoyuna kanıtlamak.

Suriye, Ürdün ve Lübnan’ın first ladylerinin desteklediği organizasyona 21 kişilik Türk FTW ekibi ise Emine Erdoğan’ın himayesinde katılıyor. Ekibin malzeme sponsorluğunu ise Sedona Bisiklet yapıyor.

Ortadoğu’da yapılacak bu yıl ki barış turuna, Türk FTW ekibi, geçtiğimiz günlerde aynı amaçla yola çıkan, ancak Gebze’de vahşice öldürülen İtalyan sanatçı Pippa Bacca’nın Bahar KORÇAN imzalı temsili gelinliğini de götürecek. Pippa Bacca’nın Ortadoğu’daki barış yolculuğu, bu kez barış için pedal çeviren Türk kadınları tarafından tamamlanacak.

Türk FTW ekibi 2 Mayıs (Cuma) gecesi saat 23.30′da Atatürk Havalimanı’ndan Beyrut’a doğru yola çıkacak . Arzu eden basın mensupları 2 Mayıs gecesi 20.30′da havalanında buluşacak olan Türk ekibinden toplu fotoğraf ve görüşlerini alabilir.

Proje ile ilgili genel bilgi için www.ftwride.org adresini ziyaret edebilirsiniz.

FOLLOW THE WOMEN 2008 TÜRKİYE KATILIMCILARI

Asiye Duman
Aysin Ozer Baskir
Betul Topal
Ceren Kuscuoglu
Ceren Yucelen
Duygu Dogan
Ela Esra Gunad
Emek Turkan Eren
Hazal Oztetikler
Mehtap Tatar
Merve Hosgelen
Muge Cavdar
Nazli Benan Ozkaya
Nilufer Demir
Nurcan Volkan
Fatma Seda Gokce
Selma Sevkli
Serap Ertuzun
Sirin Cizmeci
Taclan Topal
Pinar Sayin

Basın - İnternet Savaşı

Kategori dışı kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Bu yazı, Cem Akaş‘ın 11 Mayıs 2007 tarihli Radikal Kitap Eki’nde yer alan yazısıdır ve Günlerin Tortusu’nda, izin alınarak yayımlanmıştır.

Bir kitap dergisi, internette kendi sitelerinde, kitap eleştirisi yapanların hiçbir süzgeçten geçmemiş yazılar yazdığını öne sürdü. Amerika’da basın ve internet camiası karıştı

Bize çok şükür henüz gelmedi, ama Amerika’da bir süredir ağır bir tartışma var ve taraflar klavyelerini mitralyöz misali kullanıyor. Bu bir anlamda basılı mecrayla internet arasında patlak veren bir kavga, henüz yerleşmemiş yeniyle henüz yok olmamış eskinin itişmesi.

Her şey bir kitap dergisinde çıkan ve internetteki kitap bloglarını ‘yerin dibine’ sokan bir yazıyla başladı. ‘Önüne gelen eleştirmen kesiliyor başımıza’ anafikirli bu yazı, internet yüzünden yazar sayısının okur sayısını geçtiğinden, uygarlık tarihi boyunca yazılan her şeyin toplamının, 2006′da yazılanlardan daha az tuttuğundan yakınıyor, internette kendi sitelerinde (blog deniyor bunlara) günlük yazar gibi kitap eleştirisi yapan ‘zibidi’lerin ne dediklerini bilmediğini, sorumsuzca ve hiçbir süzgeçten geçmemiş yazılar yazdığını söylüyor, hatta işi, bazı ‘blog’ların yayınevlerinden rüşvet aldığını iddia etmeye kadar vardırıyordu. Yazı internette elbette büyük bir hızla yayıldı ve infiale kapılan kitap ‘blog’cuları kendi köşelerinde kendi yazılarını döşenmeye başladı. Burada da kitap dergilerinin kibri, toplamda çok az kitaba yer verebildikleri, kitaplar hakkında içten ve dürüst yazılar yayımlayamadıkları, yayınevleriyle asıl çıkar ilişkisi içinde onların olduğu, demokrasi ve çoğulculuktan nasiplerini almamış insanlar bu dergilerin köşebaşlarını tuttuğu için pek çok iyi kitabın güme gittiği vurgulandı.

Ortalık henüz durulmamıştı ki, beklenmedik bir gelişme oldu: önce Los Angeles Times gazetesi, kitap sayfalarını ‘düşünenlerin düşünceleri’ sayfalarıyla birleştirdi, kitaba ayırdığı sayfa sayısını on ikiden ona düşürdü; San Francisco Chronicle da aynı şekilde kitap sayfalarını altıdan dörde indirdi. Ülke genelinde pek çok gazete ya benzer bir adım attı, ya da özgün yazı yayımlamak yerine büyük gazetelerde çıkan bazı yazıları iktibas etmekle yetinmeye karar verdi. Bunlardan biri olan Atlanta Journal-Constitution, kitap sayfalarının editörünü işten çıkarmaya ve kitap eleştirilerini sanat editörüne bağlamaya kalkınca ortaya çıkan yeni infial, ‘basıncılar bir yana, internetçiler öbür yana’ ayrımında çatlaklar oluşturmaya başladı.

Gazetelerde ve kitap eklerinde kitap eleştirisine daha az yer ayrılmasına sevinen olduğu söylenemez, ama bazı ‘blog’cular bunun kaçınılmaz bir gelişme olduğunu, ölenle ölünmeyeceğini yazdı. İşin ilginci, bazı yayınevleri de bu görüşe destek verdi; zaten bazı büyük yayınevleri ve gazeteler, kendi kitap ‘blog’larını başlatmış durumda.

Gazetelerin kitap sayfalarını azaltmak zorunda kalmasının nedenleri tartışılırken gazete yöneticileri, reklam gelirleri azaldığı için sayfa sayısını kısmak zorunda kaldıklarını söyledi; ‘Neden bir gazete okurunun ilk gözden çıkaracağı sayfalar kitap sayfaları olsun?’ sorusuna ikna edici bir yanıt veremediler ama. Kitap eleştirilerinin, kitapların kendisi kadar önemli bir kültür ürünü olduğunu düşünenler, gazetelere bu anlamda toplumsal bir sorumluluk da yükledi. New York Times’da çıkan bir habere göre, Pulitzer ödüllü romancı Richard Ford, yüz yirmi yazarın imzasını toplayarak, Atlanta Journal-Constitution’ın kitap editörünün görevine iade edilmesi için dilekçe vermiş.

Gazeteler daha çok okunuyor

Ulusal Kitap Eleştirmenleri Derneği, dilekçeyi destekleyince ve ‘blog’ların, kitap eklerinin yerini tutamayacağını söyleyince,San Francisco Chronicle’ın kitap editörü de “‘Blog’lar kitle iletişim aracı değil, bizim gazetenin tirajı 500 bin, hangi blog o kadar okunuyor” deyince ortalık yeniden alevlendi.

İşin doğrusu, bütün kitap ‘blog’larını aynı kefeye koymamak gerek. Pek çok okuma heveslisinin günlüklerinin yanı sıra, hem analiz düzeyi, hem de kapsam açısından koca bir dergiye bedel olanları da var. Ayrıca zamanla tanınırlıkları, güvenilirlikleri arttığı için, kitap satışlarına doğrudan etki ettikleri de oluyor. Gazetelerin verdiği kitap eklerinin hepsi de aynı kalitede değil öte yandan; en iyilerinden biri olan New York Times Book Review bile, roman, öykü ve şiire neredeyse üvey evlat muamelesi yapıyor, çeviri kitaplaraysa kırk yılın başı yer veriyor. Benim görebildiğim kadarıyla gazeteler, basılı versiyonlarındaki içerikle internet sitelerindeki içeriği ayrıştırmayı, internette çok daha zengin ve doyurucu yazılar sunmayı ilerletecek, kitap eleştirileri de bu yönelimden nasibini alacak. Ekonomik baskılar, belki gündemi en yakından takip eden yazıların gazete eklerine girebilmesine, diğerlerinin internete kaydırılmasına yol açacak.

Dediğim gibi, bu sorun henüz bize sirayet etmiş değil; kimse kimsenin ayağına basmıyor. Bir yandan kitap eki veren, süresini kısaltan, sayfa sayısını artıran gazeteler çoğalıyor. Okurları kitaba ve kitap tanıtımlarına meraklı olduğu için değil, yayınevlerinin ve basılan kitapların sayısı arttığı, dolayısıyla reklam verme ihtiyacı da arttığı için oluyor bu. Buna karşın Türkçe kitap ‘blog’u yok denecek kadar az, olanlar da henüz epey cılız. Bunlardan birkaçını anarak bitireyim:

Günlerin Tortusu: www.gunlerintortusu.com

Kalemzede: www.kalemzede.wordpress.com

Serendip: www.serendipkitap.wordpress.com

As I Lay Dying: www.gulunesiasklar.blogspot.com

Novalibra: www.novacame.wordpress.com

Bloglararası Okuma

Kategori dışı kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Bloglarası Okuma

Üç kafadar blogcunun (Budalaca, Çarpım Tablosu ve İktisatçı Gözüyle) ortaya attıkları bloglarası okuma projesine dahil olduktan sonra, bende mevcut olmayan kitaplar bugün elime ulaştı. Uzun süredir yokluğunu hissettiğim böyle bir etkinliğe beni de kabul ettikleri için her birine teşekkür ederim.

Bloglararası okuma, aşağıda yer alan beş kitabın okunmasından sonra üzerine tartışmayı öngörüyor. Bu tartışmaların en basit anlamda ufuk açıcı olacağına eminim.

Seçilen kitapların ikisini uzunca bir süre önce okumuştum (Ecinniler - Dostoyevski, Zerdüşt Böyle Diyordu - Nietzsche). Tekrar okumaktan keyif duyacağım.

Tartışmaların nasıl yapılacağını bilmiyorum, ancak bir öneri olarak, pazarlama bloglarında daha önce gerçekleştirilmiş olan karnaval fikri akla yatkın geliyor. Seçilecek konu başlıkları dahilinde her periyod (bu hafta olabilir, on beş gün olabilir) bir blog diğerlerine ev sahipliği yapabilir.

Üç kafadarın kendi bloglarında da yazdıkları gibi [1] [2], katılmak isteyen herkesin davetli olduğu bu etkinliğe sizleri de bekleriz.

  • Ecinniler - Dostoyevski
  • Zerdüşt Böyle Diyordu - Nietzsche
  • Uygarlığın Huzursuzluğu - Freud
  • Hegel Felsefesine Giriş - Kojève
  • Akıl Tutulması - Horkheimer