Mim 1 - Eğer…
Ludmilla “Kitap yazmak isteseydin, ne yazmak isterdin?” konulu bir mime beni de dahil etmiş. Sağolsun. Yanıtlamaya çalışayım kısaca…
——-
Zor bir soru bu.
Balzac “konusu olmayan bir roman yazmak isterdim” diye yanıtlamış bu soruyu zamanında. Ben bunu hep biçemiyle ayakta duran bir kitap yazmak isteği olarak algıladım. Başaramamış sanırım, bununla ilgili bir itirafı yok.
15 Mart 2009 tarihli Hürriyet’te Soner Yalçın Selahattin Hilav’ın kardeşi Necmettin Hilav’dan bahsederken “nihrir” diyordu. Anlamını bilmiyordum: Çok okuyan, çok bilen ama yazmayan kişi demekmiş. Bildiğim, bu sorunun yanıtını “ben bir nihririm” şeklinde vermek istemediğim. Nedeni açık: Ne çok okuyan biriyim, ne de çok okuyanın çok bildiğine eminim.
Ludmilla’nın yaptığı gibi yazarlar üzerinden gideyim desem: Beğendiğim bir yazarın her yazdığını kütüphanemde bulundurmak isterim, ama tüm yapıtlarını aynı oranda sevmem. Dolayısıyla ne yazmak istediğimi nasıl yazmak isterdim sorusuna evirip, çeşitli yazarların çeşitli kitapları üzerinden giderek yanıtlayabilirim bu soruyu: (Listemi kabarıkça diye niteleyebilirim.)
Göçmüş Kediler Bahçesi – Bilge Karasu
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı – Bilge Karasu
Ficciones – Jorge Luis Borges
Alef – Jorge Luis Borges
Sicilya Konuşmaları – Elio Vittorini
Öyküler – Kafka
Veba – Albert Camus
Düşüş - Albert Camus
Caligula - Albert Camus
Sebastian Knight’ın Gerçek Yaşamı - Nabokov
Öyküler - Julio Cortazar
Hakkari’de Bir Mevsim – Ferit Edgü
Öyküler – Edgar Allan Poe
Öyküler – Sait Faik
Tutunamayanlar – Oğuz Atay
Korkuyu Beklerken – Oğuz Atay
Buz Sarayı – Tarjei Vesaas
Neden bu kitaplar gibi kitaplar yazmak isterdim? Her biri için yanıtım aynı: Hem dillerinin, hem de kurgularının enfes olması. Tüm bu yazarların ortak özelliği, anlattıkları şeyi nasıl anlatacaklarını çok iyi bilmeleri -yani her birinin kendine has biçemlerinin olması. (Bu çok iyi yazarlar için başka türlüsü de beklenemezdi zaten.) Aslına bakarsanız, bu mimi “başucu kitaplarınız nelerdir?” olsaydı da, sanırım aynı şekilde yanıtlardım.
Ama elbette bu yazarlar gibi yazamazdım. Onlar gibi yazan kaç yazar var ki?
——
Ben de pası (tabii kabul ederlerse) Celerone, Little Drop of Poison, Faruk Ahmet ve Endişeli Peri‘ye göndereyim. Aslında uzun zamandır ortalarda gözükmeyen Kalemzede Bey’in de bu mimi yanıtlamasını çok isterdim.








Böyle buyurdu endiseliperi
atilla bey, listeniz enfes. bu durumda sizi yeni çağın peygamberi ilan ederdim; içimde hiç kuşku filan duymadan üstelik.
26 Mart 2009 15:54
Böyle buyurdu endiseliperi
bu arada buz sarayı kitabını hiç duymamıştım. o kadar gizem her peygamberde olur gerçi:) ben bir araştırayım o kitabı. teşekkür ederim.
26 Mart 2009 15:58
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Peri Hanım,
Okuma zevklerimizin benzer olduğunu tahmin ediyordum yazdıklarınızdan. Dediğim gibi bu yazarların bu kitapları, benim başucu kitaplarım. Her biri her okuduğumda ulaşılmaz niteliklerini arttırıyorlar ;)
Bu arada sizin de yazmaya başladığınızı bugün itibarıyla gördüm. Eğer kabul ederseniz, sizin de “nasıl kitaplar yazmayı istediğinizi” görmek isterdim.
Selamlar,
Not: Buz Sarayı’nı daha önce şu girdide yazmıştım.
26 Mart 2009 16:10
Böyle buyurdu ludmilla
Hem yazı hem kolaj hem de sondaki liste o kadar güzel ki, iyi ki paslamışım dedim mimi. Sizi okumak büyük keyif, keşke biraz daha sık yazsanız…
Ben de sevdiğim yazarların külliyatını alıyorum genelde ama her kitabı aynı oranda sevmem mümkün değil. Buz Sarayı da tükenmiş maalesef, belki Notos’tan basılır tekrar, çok merak ettim. Çünkü listedeki diğer yazalar hakkında az çok bir fikrim var, Bilge Karasu’nun okuduğum iki kitabı da listenize keza Oğuz Atay da öyle, Nabokov’la Borges’i okumaya yeni başladım, Cortazar da sırasını bekliyor.
Ya aslında bir de listeye bakıyorum bakıyorum birini bulmak istermişim gibi, o hangi yazar onu da bilmiyorum gerçi. :)
26 Mart 2009 17:06
Böyle buyurdu endiseliperi
yuh olsun bana! evet, daha önce yazmışsınız, okumuş üstelik yorum da bırakmışım da, bir de utanmadan ve hala bilmiyorum diyorum kitabı:))
ee… ben bu sefet sahiden de ilgileneyim bu kitapla. bu bana bol keseden yorum bırakmanın cezası olsun, yorum yazmanın sorumluluğunu başıma başıma vursun. oh olsun bana!
öyle ama ben soğuktan gerçekten de hiç hoşlanmıyorum galiba, atilla bey. bir yolunu bulup elimize alacağız kitabı artık.
mim için teşekkürler. sizden gelen bir kitap mimi de beni biraz ürkütüyor ama ne yazacağımı biliyorum galiba.
sevgiler.
26 Mart 2009 18:00
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Peri Hanım,
Yuh olmasın size!
Neler yazmak istediğinizi bekliyorum sabırsızlıkla…
Selamlar,
26 Mart 2009 18:03
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Çok garip!
Kolaja bakıp şimdi farkediyorum ki, hiçbir kadın yazar yok.
Çok garip!
26 Mart 2009 18:06
Böyle buyurdu vaziyet
listeniz pek güzel gerçekten, ancak biraz “karanlık”. içlerinde tek okumadığım kitap olan “buz sarayı”nı da hatırlarsanız bana önermiştiniz “karlar kraliçesi” yazımdan sonra. o gün bugündür arıyorum ancak maalesef hiçbir yerde baskısı bulunamıyor.
“konusu olmayan roman” deyince ise benim aklıma en yakın örnek olarak laurence stern’ün tristram shandy’si geliyor :)
26 Mart 2009 19:09
Böyle buyurdu ludmilla
http://www.gunlerintortusu.com/2007/07/04/4-temmuz/
Dostoyevski yok elbette, kim olacak başka?
Evet, hiç kadın olmaması dikkatimi çekti benim de, ben kolaj yapsam Ağaoğlu, Woolf, Tezer’i sıkıştırırdım sanırım. Demin gördüm siz de Toni Morrison’ı sıkıştırabilirmişsiniz aslında. :)
26 Mart 2009 19:30
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Dostoyevski bir ilahtır gözümde. Onun gibi yazmayı isteyemem bile. İnanın…
27 Mart 2009 00:30
Böyle buyurdu endiseliperi
tomris uyar’a elbette edebiyat düzleminde çok yakınlık duyuyorsunuz da, bu yakınlığın içinde çok kişisel, kırılgan, duygusal bir ton olduğu için soğukkanlılıkla oluşturulmuş böyle bir listede adına yer vermeyi içiniz elvermedi sanırım.
değil mi?
belki de edebiyatta, yazarların cinsiyetlerine göre değişen üslup, kurgu vs hakkında bir yazı yazmanız icap ediyor şimdi.
sevgiler.
27 Mart 2009 10:24
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Vaziyet Hanım,
“Karanlık” tanımını açar mısınız?
27 Mart 2009 10:35
Böyle buyurdu vaziyet
efendim evvela dikkatsizliğimden kaynaklanan bir yanlışımı düzeltmek isterim: listede okumadığım iki eser var, biri daha önce belirttiğim “buz sarayı”, söylemeyi atladığım diğeri ise “sicilya konuşmaları”.
“karanlık” bahsine gelince, sözkonusu tanımı sanırım işaret etmeye çalıştığım anlama denk gelecek biçimde kullanamamışım. “negatif” bir çağrışım mı yarattım acaba diye düşündüm. ancak kastım bu yönde değildi. zira eserlerin pek çoğu bendeniz için de “kitaplığımın nadide parçaları”ndandır. fakat bilge karasu’lar, oğuz atay’lar, camus’ler, borges’ler, poe, elbette “hakkari’de bir mevsim”.. şeklinde uzayan listeniz, hayatımda bıraktığı “tortu”larda, bana daima “insanın karanlık yanı”nı düşündürür. tıpkı dostoyevski gibi. belki de bu, bendenizin kendi karanlığından menkul bir duyumdur. heyhat! bu konuda elden bir şey gelmiyor.. :)
umarım bu defa kastettiğim şeyi söylemeyi başarabilmişimdir.
27 Mart 2009 11:34
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Vaziyet Hanım,
Öyleyse sizi doğru anlamışım. Yine de açıklama istememi mazur görün.
Ben şu şekilde yorumluyorum “karanlık” durumunu:
Karanlığı aydınlatan yazarlardır bunlar -haydi genelde diyelim- ama karanlıkta duran değil. Ve ışıkları beni her zaman umutlandırır.
Selamlar,
27 Mart 2009 11:52
Böyle buyurdu elif
Merhaba!
http://www.taraf.com.tr/makale/4552.htm
Soner Bey’in nihriri baska nihrir olmali. :o)
http://www.elifsavas.com/blog
28 Mart 2009 02:32
Böyle buyurdu farukahmet
Atilla bey, mim için çok teşekkür ederim, daha şimdi gördüm, fırsat bulur bulmaz yazacağım. Yıllardır doğru dürüst edebiyat okuyamıyorum, hep akademik, hep akademik yayınlar, ama eskiden okumuş bulunduklarım benim kimsem o olmamda büyük pay sahibi (iyi ya da kötü); o sebeple zevkli olacak hatırlamak, ve hakkında yazmak.
Şimdilik Sevan Nişanyan’ın, bahsettiğiniz “nihrir” kelimesi ile ilgili yazısından haberdar edeyim sizi, sanırım görmemişsiniz: http://www.taraf.com.tr/makale/4552.htm .
28 Mart 2009 02:45
Böyle buyurdu Atilla Aktuna
Faruk Ahmet Bey ve Elif Hanım,
Taraf Gazetesi’nin ilgili linkinde “Bu sayfada bakım yapılıyor… Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.” gibi bir ibare çıkıyor. Ancak Google’da yaptığım bir araştırma sonrasında yazıya ulaştım.
Bu arada Devellioğlu’nun sözlüğünde de sözcüğe baktım -keşke daha önce baksaymışım :(
Nihrir: (C.: Nahârir) Tecrübeli, bilgili, fâzıl, âlim, mâhir kimse.
demekmiş.
Uyarılarınız için teşekkür ederim.
28 Mart 2009 15:27
Böyle buyurdu dreamsact
Biçemiyle ayakta duran kitap ifadesini okuyunca dayanamadım, yazmak -şayet okumadıysanız haberdar etmek- istedim.. Julien Gracq - Sirte Kıyısı. Edebiyatın (yazının) başyapıtlarındandır benim nazarımda. YKY Kazım Taşkent Klasikler serisinden çıktığını biliyorum, başka çevirisi yok sanırım..
Sevgiler..
31 Mart 2009 00:01
Böyle buyurdu serap deliorman
Merhabalar, daha da geç olmadan buraya gelmiş oldum. Çok teşekkürler bu keşif için. Kocaman bir kitaplık bulmuşum gibi oldu, çok keyifli… listeniz ayrıca harekete geçirdi beni, okunacaklar, okunanlar….
02 Nisan 2009 20:33
Böyle buyurdu bliyaal
Resimlerin arasında Borges’i görünce yazayım dedim. Borges’in çizgi roman kahramanı Martin Mystere’ye konuk olduğu bir macera var. Macera da Kum kitabı’ndan esinlenmiş.
04 Nisan 2009 12:50
Böyle buyurdu Elestirel Gunluk
Listeniz kiskirtici…
Ustelik kiskandirici. ben de mimlenseydim keske. Mimlensem “hic yazilmamis” “yazilmayi bekleyen” kitabi yazmak isterdim diye gecirdim icimden…
04 Nisan 2009 22:34
Böyle buyurdu spell
Aman Tanrım, nasıl bir seçki o öyle :)
Zaten sayfayı açar açmaz Pavese’yle ve son sözleriyle birinci şoku yaşamış oldum :))
çok iyi seçimler, tebrikler.
17 Mayıs 2009 00:11
Böyle buyurdu Büşra
Yazar olmak isteyen biri olarak listelemiş olduğunuz kitaplar benim için çok faydalı olacak buz sarayı kitabınıysa çok merak ettim doğrusu teşekkürler bu listeniz için benim için faydalı olacak. :))
12 Eylül 2009 16:22
Böyle buyurdu nc
Merhaba,
Henüz bugün keşfettim Günlerin Tortusunu, tüm eski yazıları ve yazışmaları okuyamadım haliyle. O yüzden konusulmuş da ben henüz okuyamamış olabilirim. Sanırım bu konu üstüne sohbetiniz de 17 Mays 2009′da bitmiş. Ama yine de yazayım.
Listedeki yazarları -kitapların kimini bir kaç kez- okumuşluğu olan biri olarak, türkçe yazan dönemdaş yazarlardan Hasan Ali Toptas’ı da benzer bir edebi keyifle okuyorum. Eğer şimdiye kadar okuma fırsatınız olmadı ise “Uykuların Doğusu”, “Gölgesizler”, Harfler ve Notalar”ı öneriyorum.
Iyı yıllar.
29 Aralık 2009 17:08