Günlerin Tortusu

29 August 2007

Sait Faik - Mahkeme Kapısı

Röportaj; Sait Faik; Öykü kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Mahkeme Kapısı

 

“Nereye gidiyorsun?” diye sordu.

“Elbet yatacak bir otel odası bulur, başımı sokarım. Ben artık senin yanında kalmağa korkuyorum, gideceğim!” dedim.

“Bir yere gidemezsin. Şuradan şuraya bir adım atamazsın. Bitin kanlandı da çekip gidiyor musun? Hem bavulunu göster bakayım. Belki de müşterilerin eşyasını çaldın” diye başladı.

Ağzına geleni söylüyordu. Namusuma taallûk eden bir takım kötü sözler… Üzerime sandalye ile hücum etti. Polisler geldi. Karakola götürdüler.Zabıtlar tutuldu. Evvelâ o imza etti. Tam ben imza atarken:

“Yanıyorsun Ahmet!” diye bağırdılar. Fakat imza etmekle yanmak arasında bir münasebet göremedim.

Paltomdan keskin bir koku ile dumanlar çıktığını görünce işi kavradım. Hemen paltomu çıkarıp attım. Paltomun arkasından bir karış yer yanmış; söndürdüler. Meğer paltoma kezzap dökmüş. Bana hakaret ettiği için dâvacıyım efendim.

Modern Bir Karıkoca - Sayfa 8 - 9

942 baharında, nisan sonu ve mayıs ayı boyunca 26 gün mahkeme salonlarında hakimler, müddeiumumiler (savcılar), avukatlar, mübaşirler, davalılar, davacılar ve tanıklarla birlikte “Başkalarının Derdile Dertlenen Bayan”lar da vardır ve “[onlar] söylemesi ayıp, artık dert dinlemekten kaşarlan[mışlardır]”. [1]

Devir savaş devridir, karne dönemi. 6-7 Eylül hadiselerine de bir hayli vardır. Bu yüzden olsa gerek mahkemeye düşenler Türk’tür, Rum’dur, Ermeni’dir,“dördü de Rizeli[’dir ve] Fransızcanın Marsilya şivesi gibi Türkçe’nin de Karadeniz şivesi şakrak ve ahenktar[dır]”. [2]

Erkektir ve kadındır. “Üç bayanın üçü de gayet güzel giyinmişler[dir]. Bayan Saime’nin sırtında nefti bir manto ve omuzlarında renar Arjante. Bayan Bedia’nın göğsünde bir kırmızı yapma gül. Bayan Betül’ün ise şarabi mantosu, son moda bir şapkası, yine bir tilkisi [vardır].” [3]

Bu “Üç Bayan Bir Bay”la mahkemeliktir ve “bu dâva bir kız kaçırma dâvası değil, bir tasallut dâvasıdır” “ikinci Ağırcezanın kararını boz[an] temyiz[e göre]”. [4]

Seylan Çayı Hırsızları” bir gün, “Sultan Mahmut Türbesi’nin Kurşunları”nı götürenler bir başka gün hakim karşısındadırlar. “İpekli Kumaş Hırsızları” ise 5 gün önce buradaydılar.

Bu Senenin Meşhur Karakış Cinayeti” ve “Bıçakla Oynanma[ması]” gerektiğini bilmeyenlerin davaları da bu Sait Faikmayıs ayında görüldü de, “Modern Karıkoca”nın ya da “Dayının Ceketi” davalarından daha önemli ya da önemsiz değildiler Haber gazetesinin adliye röportajlarını yapan kişiye göre.

Söylemeyi unutmuşum, o 26 gün boyunca mahkeme salonlarında bir de öykücü vardır ve röportajları yapan kişiyle aynıdır:

Ben suçluyu düşünüyorum. Herhalde hastalanmış olacak ki mahkemeye getirilmemiş. Belki o da zayıf, nahif bir çocuktur. Gözlerinde hâlâ iyiliğe dönmeye müsait ışıklar, yüzünde hâlâ zekânın verdiği ince, şeytani hatlar, vardır.” [5]

Sait Faik öykücü mayasının ne demek olduğunu gösteriyordur âdeta.


[1] Başkalarının Derdile Dertlenen Bayan, sayfa 82
[2] Bir Peri Masalı mı? İpekli Kumaş Hırsızlığı mı?, sayfa 19
[3] Üç Bayan Bir Bay, sayfa 23
[4] age, sayfa 24
[5] Çamaşır İpleri ve Don Gömlek Hayaletleri, sayfa 50

Varlık Yayınları
1. Baskı Nisan 1956

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (5 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …

Görüş bildirebilir, ya da sitenizden bağlantı verebilirsiniz. RSS 2.0

4 görüş

  1. Böyle buyurdu endiseliperi

    yetişmekte olan bir çocuğa alınacak en değerli armağan diye, kaç sefer cil cilt aldık acaba sait faik kitaplarını.

    reha’da ölüm döşeğindeyken arçil’e, hayır, kendi kitaplarından bir tane olsun vermemiş de sait faik’in yky’dan yayınlanan, öyle bir hikaye adındaki bütün hikayelerinin olduğu kitabı vermiş. bu da son hediyesi oldu. arçil’in doğumgününde de öldü. eğer arçil kıymet bilirse bundan daha anlamlı bir armağan, bir miras da düşünemiyorum.

    neymiş? çocuklara hep sait faik kitapları armağan etmeliymişiz:)
    sevgiler.

    29 August 2007 09:36

  2. Böyle buyurdu Hakan Uygun

    Sait Faik ile ilk lisede 2′de, Kuleli revirinde yatarken tanıştım. 1 ay kadar yattığım sürede sanırım bütün Sait Faik hikayelerini okudum. Benim için diğer bütün hikayecilerden farklı bir yeri vardır.

    Hastalığın ve askeri okulun bütün yükü arasında, adalarda güneşli bir öğleden sonra yürümek gibiydiler…

    29 August 2007 10:12

  3. Böyle buyurdu Atilla Aktuna

    Peri Hanım,

    neymiş? çocuklara hep sait faik kitapları armağan etmeliymişiz

    Kesinlikle, yetişme çağındaki çocuğun dilini en iyi bir biçimde öğrenmesi için Sait Faik başta olmak üzere birçok yazarın (özelde de öykücünün) kitaplarının armağan edilmesi gerekiyor… (Arçil’in aldığı armağan pek değerliymiş gerçekten)

    Hakan,

    Mahkeme Kapısı, Sait Faik’in 28 Nisan - 31 Mayıs 1942 tarihleri arasında Haber gazetesinde yazdığı adliye röportajlarının kitaplaşmış hali. Yani, aslında bir öykü kitabı değil. Ama gel de, tüm o röportajlara öykü değil de!

    29 August 2007 12:59

  4. Böyle buyurdu emrah atik

    Varlık yayınlarının bu cep serisini bir aralar toplamaya çalışmıştım sahaflardan:))) Camus’nün Veba’sını Oktay Akbal’ın güzel çevirisiyle okumşluğum bu sayede:)))
    Sait Faik benim Türk Öykü Yazarları denince aklıma gelen ilk isim…Öykü anlamında dünya edebiyatında Borges ne ise Türk edebiyatında S. Faik odur diye düşünüyorum. Tarzları içerikleri çok farklı elbet ama insana öyküyü sevdirmedeki ustalıkları aynı…
    Saygılar…

    17 November 2007 15:26

Buyurun!