Günlerin Tortusu

10 July 2007

Radi Dikici - Şu Bizim Bizans

Tarih; Dikici, Radi kategorilerine ait bu tortu, Ulaş Aktuna tarafından gönderildi.

Şu Bizim Bizans

 

Körler Ülkesi’nin karşısındaki yere git, yerleş. İnsanlık seni yüzyıllar boyu anacaktır.

Sayfa 15

“Lordum, gerektiğinde bin Eutropius’u feda etmelisiniz”. İmparatoriçe Evdoksiya’nın İmparator olan kocası Arkadius’a askeri bir isyan üzerine verdiği öğüt.

Sayfa 81

“Bir tilkiyi yok ettim ama, onun yerine bir aslan geldi. İnşallah o ikimizin de hakkından gelmez.” İmparator III. Mikail’in dayısı ve devlet yöneticilerinden Bardas’ın sonraki imparator I. Basil hakkındaki görüşü.

Sayfa 221

“Ben hayatta iki kudret tanıyorum. Papazlık ve imparatorluk. Dünyanın yaratıcısı, bunlardan birincisine ruhlarla ilgilenmeyi, ikincisine ise vücutlar üzerinde hakimiyeti tevdi etmiştir.” İmparator İoannes Çimiskes

Sayfa 254

“Fazla gururlanan valileri ez. Seferdeki komutanlara fazla imkân tanıma. İmparatorluk işlerine kadınları karıştırma. Düşündüklerini kimseyle paylaşma. Yapacağın çok gizli planları en çok güvendiğin çok az kişiyle paylaş.” Bardas Sklerus – İmparator II. Basil’e isyan eden komutanın yenildikten sonra imparatora verdiği öğüt

Sayfa 268

“İmparatorların iyileştiremeyeceği yara, imparatorluk kudretinin imha edemeyeceği hiçbir haksızlık yoktur.” I. Andronikus Komnenus

Sayfa 349

“Kimin evrakı imparatora verilirse derhal imzalanıyordu. İster dilekçeyi veren karada yelken açmak (!) veya denizde çift sürmek (!) teklifinde bulunsun.” III. Angelus Komnenus (1195 – 1205) döneminde yaşayan Niketas Khoniates’in Historia adlı eserinden.

Sayfa 360

“İşte bu Konstantinople’un en karanlık saatleriydi. Hatta 250 yıl sonra son olarak Osmanlı Sultanı’nın eline geçtiği saatlerde olanlardan daha karanlık saatlerdi.”

Sayfa 364

“Konstantinople’a sahip olan dünyaya sahip olur” atasözünün 1300’lerin ortasında tek bir anlamı vardır: “Konstantinople’a sahip olamayan ktidar olamaz”.

Sayfa 409

“Altın Kapı etrafına inşa edilen yeni surlar derhal yıkılmalıdır. Yoksa ceza olarak Manuel’in gözleri kör edilecektir”. Yıldırım Bayezid

Sayfa 413

“Tarihimizin başka bir döneminde oğlum büyük bir imparator olurdu. Ancak zamanımızda bu mümkün değildir. Bize büyük bir imparator değil, iyi ve basiretli bir yönetici lazım. Korkarım ki, onun büyük projeleri ve çabaları sonumuzu getirecektir”. İmparator II. Manuel Paleologus’un tarihçi Georgius Sfrantzes’e oğlu İmparator VIII. İoannes Paleologus hakkında söyledikleri.

Sayfa 434

“Ölü veya diri ya ben şehir alırım veya o beni…Benim istediğim, boş kalmış bile olsa, sadece Konstantinople’dur”. Fatih Sultan Mehmet

Sayfa 442


Bizans İmparatorluğu’nu, doğudaki topraklarında hüküm sürmeye başladıkları 284 yılından 1453 yılına kadar yaklaşık 12 asır boyunca yedi tanesi yabancı (Latin) olmak üzere toplam 109 hükümdar yönetmiştir. Toplam 13 hanedan tarafından yönetilen imparatorluk kendisini hiçbir zaman Bizans olarak adlandırmamıştır. Asli olarak Roma İmparatorluğu’dur ve Avrupa’daki tüm krallar, hükümranlıklarını göstermelik de olsa Roma İmparatoruna onaylatmak zorundaydılar.

Roma ya da daha doğru bir deyimle Doğu Roma pek çok açıdan Osmanlı’nın ana ilham kaynaklarından birisi olmuştur. Bu sebeple Bizans’ın tarihi aynı zamanda Osmanlı’nın ve Türklerin tarihi demektir. Geçmişi, Doğu Roma’yı anlamadan ve neler yaptığını bilmeden aydınlatmamız mümkün değildir.

Radi Dikici

Eserde kronolojik sırayla ele alınan ülke tarihi, hükümdar sırasına göre bölümlere ayrılmış, her bölüm sonundaki özet maddelerle takip kolaylaştırılmıştır. Yazar, çeşitli öykülere yer verdiği kitabında akıcı bir uslüp kullanmaya özen göstermiştir. Ancak yer yer objektifliği bırakarak taraflı bir tavır takındığını da görebiliriz.

Okunası keyifli bir çalışma.



 
Remzi kitabevi
ISBN 978-975-14-1204-1
1. Baskı Mayıs 2007

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (2 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …

Görüş bildirebilir, ya da sitenizden bağlantı verebilirsiniz. RSS 2.0

3 görüş

  1. Böyle buyurdu yengen

    Bizans İmparatorluğu dediğimiz dönemi başlatan üç önemli yenilik/dönüşümden söz edilebilir: Hristiyanlığın hoşgörülmeye başlanması (I. Constantinus-313) ve ardından resmi din olarak kabulü (I. Theodosius-392); İmparatorluğun merkezinin Roma’dan Konstantinapolis’e çekilmesi (I. Constantinus-330); I. Arcadius döneminden başlayarak Doğu ile Batı’nın tamamen birbirlerinden kopması (395) ve sonrasında resmi dilin Latince’den Yunanca’ya dönüşmesi…
    İmparator Diocletianus’un (284-305), doğu ve batının yönetimini ayırmasına karşın Bizans İmparatorluğu’nun tarihini, yukarıda saydığım dönüşümlerin gerçekleşmemiş olması nedeniyle, 284 yılından başlayarak tarihlendiremeyiz. Roma İmparatorluğu’ndan Doğu Roma İmparatorluğu’na uzanan dönemeci en erken I. Constantinus’un İstanbul’u başkent yaptığı 330 yılından başlatabiliriz. Yani, Diocletianus’un dönemi hâlâ Roma İmparatorluğu dönemi olarak adlandırılmalıdır.
    Ayrıca, Bizans İmparatorluğu’nu hiçbir dönem Latin hükümdarlar yönetmemiştir. Latinler Konstantinapolis ve civarını istila ederek, kendi imparatorluklarını kurup (Latin İmparatorluğu) kendilerini yönetmişlerdir. Bu dönemde Bizanslılar Nikaia’ya (İznik’e) sığınmış, istilanın hemen ardından kurdukları Epeiros Yunan Despotluğu’nun yanı sıra Trabzon İmparatorluğu ile birlikte Latinlere karşı sıkı bir muhalefet geliştirmişlerdir.

    90′lı yılların ilk yarısında Koç Grubu İstanbul’da uluslararası bir Bizans sempozyumu düzenlemek istemişti. Programı ilan edilen etkinlik, başlamasına az bir zaman kala iptal edilmişti. Nedeni olarak kulislerde dolaşan gerekçe, Bizans Uygarlığına ilişkin herhangi bir etkinliği kabul edemeyen, onu yok sayan çevrelerin yoğun baskısıydı…
    O yıllarda yapılamayan sempozyum geçen ayın sonunda İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleşti… Pera Müzesi’nde halen devam eden Bizans dönemi yapısı Khora Manastırı (Kariye Müzesi) sergisi yer almakta… Bizans tarih ve sanatına ilişkin pek çok kitap yayımlanmakta…
    Sanırım, geç de olsa Bizans’la barıştık.

    11 July 2007 23:17

  2. Böyle buyurdu Ulaş Aktuna

    Doğu Roma, karakteristiğini I. Constantinus döneminde alsa da, Roma İmp.nun merkezi Diocletianus zamanından itibaren doğudaki topraklara kaymıştır. İfade etmek istediğim şey, merkezin doğuya kaymasıyla birlikte Doğu Roma’nın oluşmasıyla başlamasıdır. Ve de Doğu Roma kendisini hiçbir zaman Bizans olarak adlandırmamıştır. Bizans terimi, Roma İmp.nun doğusunun Hristiyanlığın kabulüyle başlayan dönüşümünü ve de özellikle dilin Yunanca’ya dönüşmesi ile ortaya çıkmış dönüşümü ifade etmek için kullanılabilir. Ancak Roma siyasal düşüncesi, etkisini yüzyıllar boyunca Doğu Roma’nın devlet yönetiminde sürdürmüştür. Diocletianus dönemi nasıl Roma İmp. olarak adlandırılırsa, diğer imparatorların devrini de Roma İmp. olarak adlandırmak gerekir. Bizans İmp. olarak değil.

    330 yılını da başlangıç olarak almak mantıklı gelmiyor. Çünkü Doğu ile Batı’nın devlet yönetimlerinin ayrılması I. Constantinus’tan önce fiilen zaten tamamlanmıştı. Doğu Roma’da hüküm süren İmparator, “eşitler arasında birinci” olsa da, Batı Roma’da hüküm süren imparatorun valilerine fiilen bir emir veremiyordu. Sadece tüm imparatorluğun stratejik yönelimlerini belirlemede son merciydi. Bu yapıyı ortaya koyan da Diocletianus olmuştu.

    Latin İmparatorluğu mevzusunda ise; bir devletin sadece işgale dayanarak 60-70 yıl yaşayacağını düşünmüyorum. Mutlaka yerel güçlerle işbirliği yapmak zorundadır. O dönemde tabii ki Doğu Roma’nın sadece bir yöneticisi var demiyorum. Ancak İznik’teki ve Epir’deki yönetimin yanı sıra Latinleri de es geçmemek gerekir. Çünkü İstanbul ellerindeydi.

    12 July 2007 10:08

  3. Böyle buyurdu gaykedi

    kısacık bir kitap tanıtımı bile sanki “Bizans oyunu” deyimini doğrulamıyor mu ne dersiniz, ah şu siyaset!

    24 July 2007 05:21

Buyurun!