Günlerin Tortusu

Kasım 2006 arşivi

Yukio Mishima - Şölenden Sonra

Mishima, Yukio, Roman kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Şölenden Sonra

 

 

Pek çok emekli politikacı gibi Noguçi de "şiiri" yaşlılık çağına saklamak istemişti. Kurutulup saklanmış yiyeceğin tadına bakmaya vakti olmamıştı; bu tür yiyeceklerin ille de lezzetli olması gerektiğini de düşünmüş değildi, ama Noguçi gibi insanlar için şiir, şiirin kendisinde değil, şiire olan sakin, telaşsız özlemde yatardı; şiir dünyanın sarsılmaz düzenini simgelerdi. Artık dünyanın daha fazla değişmesi tehlikesi kalmadığında; kişi artık yeni belirsizlik, ümit, heves, saldırıları olmayacağını bildiği zaman şiir ortaya çıkacaktı - çıkmadan edemeyecekti.

Bu vakit geldiğinde davranışlarını düzenleme açısından kişinin kendine bir ömür boyu uyguladığı baskı ve mantık zırhı, sonbaharda gökte yükselen beyaz bir duman sütunu gibi eriyerek şiire dönüşecekti. Ama iş güvenlik şiirine gelince, Kazu ondan bir adım ilerideydi ve şiirin boşluğunu kendisinden çok daha iyi biliyordu.

Sayfa 189 - 190

Yukio Mishima, Yasunari Kavabata ile birlikte , Japon yazınının batıda en tanınan yazarıdır demek -sanırım- yanlış olmaz. (Kavabata aynı zamanda Nobel ödülünü alan ilk Japon yazardır - 1968, Mishima ise aynı ödüle 3 kere adayMishima gösterilmiştir.)

"Şölenden Sonra" yazarın en önemli romanlarından biridir. Bay Noguçi dürüst, idealist ve aydın bir politikacıdır; evlendiği Bayan Kazu ise bir restoran sahibi olarak aslında Japon orta sınıfını temsil etmektedir. Bu evlilik ve bir seçim etrafında Japon toplumunun politik ve eviçi yaşantıları gözler önüne serilir.

Mishima, Şölenden Sonra’da eski bir general ve bir politikacı olan Hashiro Arita’nın kişilik haklarına saldırdığı nedeniyle yargılanmış ve bu davayı kaybetmiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nın, savaş sonrası yazınının en önemli yazarlarından Mishima 1970 yılında harakiri yaparak yaşamına son vermiştir.



 
Ada Yayınları
1. Basım Ocak 1985
İngilizceden Çeviren Bülent R. Bozkurt
Özgün Adı Utage No Ato

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (5 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …

İsmail Kadare - Canavar

Kadare, İsmail, Roman kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Canavar

 

 

Eskiden beri sorulmakta olan soru kafasının içinde kuşkusuz işte o anda yeniden canlanmıştı: Truva Atı gerçekten varoldu mu? Yunanlılar Truva’yı bu savaş hilesi sayesinde mi ele geçirdiler, yoksa, kente girmek için kullandıkları başka araçları gözlerden kaçırmak için yararlandıkları -bunu gizli tutmaya önem veriyorlardı- bir yazınsal yutturmaca mıydı bu?

Bu tutumda şaşılacak bir şey yoktu. Savaşın gerçek nedenleri, basşlangıcında olup bitenler, pazarlıklar, öngörüler, öneriler, savaş gücünün hesaplanması, bütün bunlar, Truva Savaşı’nı bütünüyle yalnızca benzersiz güzellikte bir kadının yaşadığı aşkın öyküsüne -ki bu kadın aslında pekâlâ kendini bir maceraya kaptırmış olabilirdi- indirgemek amacıyla hasır altı edilmişti; öteden beri bilinen bir şeydi bu. 

Savaşın gerçek nedenlerinin gizlendiği açıkça belliyse, ele geçirilemez olmakla ün salmış Truva’nın düşmesi az da olsa kafalarda kuşku yaratmıyor muydu? Yunanlıların bu kenti fethetmek için başvurdukları düzeni, ileride yeniden kullanmak amacıyla gizli tuttukları düşüncesi öteden beri kabul görmüştü -içerdikleri deneyimin değerini yitirmemesi için uzun süre gözlerden saklanan casusluk dosyaları gibi. Dolayısıyla Yunanlılar gerçeği maskelemek için bir yol düşünmek zorundaydılar.Truva’yla ilgili arşivlere gelince, bunlar kentin yağmalanması sırasında tahrip edilmiş, kül olmuştu. Belleklerde kalan tek şey, korkunun ve alevlerin oluşturduğu fon üstündeki bir büyük attı. Fakat benzeri bir görüntü, kentten kaçmakta olan Truvalıların kapıldıkları dehşet yüzünden kafalarında yarattıkları bir sanrı olamaz mıydı? 

Sayfa 33 - 34

Kadare çok basit, ancak önemli bir soru üzerine kurguluyor romanını: Homeros’un anlattıkları Truva’nın çok kolay düştüğünü gösteriyor. Truva’lılar bu kadar mı saftı da, Kadarebir tahta ata kandılar ve şehirlerinin düşmesine neden oldular? Bu hediyenin şehre alınmasına hiç mi karşı çıkan olmadı? Karşı çıkan olduysa, onlara ne oldu?

Roman, Homeros’un İlyada’sı gibi (He)Lena’nın Max ile evlenmekten vazgeçip Gent’le birlikte olması ile başlıyor ve şehrin dışında bir Truva atı (tren vagonu) ortaya çıkıyor. Kadare, kurguda Ulysse K. gibi bir yan karakterle de Kafka’ya selam ediyor.

Canavar, 1965 yılında ilk defa basılmasına karşın sansüre uğramış. 1990′da ise tekrar ve genişletilmiş bir biçimde basılmış. Arnavutluk’un Sovyetler Birliği ile problemlerine yönelik satırlar, sansürün nedeni olsa gerek.

Okunası ve üzerinde düşünülesi bir kitap, bir ütopya!!!


 
Simavi Yayınları
ISBN 975 - 7408 - 33 - 6
1. Basım 1993
Fransızcadan Çeviren Aykut Derman
Özgün Adı Le monstre

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (8 oy verildi, ortalama: 4.75 / 5)
Loading ... Loading …