Günlerin Tortusu

23 Ağustos 2006

Bilge Karasu - Gece

Karasu, Bilge; Roman kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Gece

 

 

Gece nerede, hangi anda başlar? Buna hangimiz karar verebildi? Gecenin geleceği, geldiği, indiği, sardığı, gömdüğü, hep birer benzetim olarak, söylenebilir; gecenin üzerimize kapanmakta olduğunu, bizi ezeceğini hepimiz gördük. Hangimiz, kaçınılmaz olduğu bilinen şeyler karşısında bile, kendini biraz daha aldatmaktan, bu kaçınılmazdan kaçılabileceği, belki de bu korkulanın başa hiç gelmeyeceği umuduna -bütün boşluğunu bilerek- kapılmak çocukluğunu göstermekten utanç duydu? Hiçbirimiz, dense yeridir sanırım. Gecenin çoktan bastırdığını bildiğim halde daha yeni yeni akşam oluyormuş gibi yazı yazmaklığım, kolaylıkla, yapıntının özel özgürlüğünden dem vurarak açıklanabilir; öykücü, öyküsüne istediği yerden başlayabilir demek, güç olmasa gerek. Ama bu başlangıcı seçerken kendimi hala birtakım umutlara, boş avuntulara salmış olmuyor muyum?

Gece, yazdığım gibi, ağır ağır yayıldı ovaya, sonra tepeleri de boğdu. Yeraltı saraylarından söz ederken, birtakım büyük yapıların bodrum katlarında, beden eğitimi yapıldığı, çeşitli oyunlar oynandığı anlatılan salonları düşünüyordum. Bir masal havası içerisinde anlattıklarım karşısında kendime de, okurlarıma da -kimlerse bunlar… Bu yazdıklarımı birileri okuyacakmış gibi davranıyor muyum gerçekten? Yoksa…- anlatılana inanmamak hakkını tanımış, bu hakkı tanımak için uğraşmış olmuyor muydum?

En azından, okurlarım olabileceğine inanmak istiyordum. Oysa şu anda biliyorum ki, benim dışımda bu yazdıklanmı okuyacak, okuyabilecek tek kişi var. Bu kişi defterimi yok etmeyebilir de. Karar vermek bana düşüyor, şu birkaç defterimi şimdi yırtıp yakmak, külünü yemek mi, bitirip her şeyi ona da okuttuktan sonra yok etmek mi, yoksa, ona bırakmak mı gerekir?

Sayfa 162-163

Karasu, her şeyden önce okuyucuyu küçümsemeyen bir yazardır, bu yüzden yarattığı metinleri okumak için özel bir emek sarfetmelidir. Yazdığı tüm metinlerde hep aynı özeni, aynı dil bilincini ortaya koymaklığından yazınımızın -kanımca- en önemli yazarlarındandır.

Gece, çok katmanlı bir yapıdadır. Giriş katmanı metnin kendisidir. Bir alt katmanda romanın kahramanı olan yazara yazdırılan metinler yer alırken, bir üstte roman/metin yazımı üzerine düşünür Karasu. Okuyucuyu da işin içine katma çabaları, belli bölümlerde yazardan başkası tarafından yazılmış bölümlerle kendini gösterir, ki bu da dördüncü katmanı oluşturur. Bunlara ek olarak yazarın, kendini de bir roman figürü haline getirdiği bölümler yapıyı dahaBilge Karasu da giriftleştirir.

Romanın asıl kahramanı, bir metafor olarak gecedir. Yazımı 12 Mart sonrasına denk gelen (Nisan 1975-Mayıs 1976) romanın ilk basımı 1985 yılında 12 Eylül’ün etkilerinin nispeten azalmaya başladığı dönemde yapılır. Bu açıdan bakıldığında her iki baskı döneminin de simgesidir "Gece". Yazar, bu baskı dönemlerini yaratanları "gece işçileri" diye nitelerken, baskı kurumlarını da Kafkaesk bir biçimde adlandırır: "Ulusal Kitaplık", "Bilgiler Sarayı", "Yargılamalar Bakanlığı". Asıl kahramanın temel niteliği olan kuşku da, roman boyunca okuyucunun peşini bırakmaz.

Bu nitelikleri ile Gece, zor bir metindir. Hatta -belki de- yazarın en zor metnidir. Ama yazarın, kitabın sonunda "Bunları yazmakla çıldırmaktan kurtulunur mu?" sorusuyla belki de Karasu’nun en çok okunmayı gerektiren kitabıdır.

 

 İletişim Yayınları
1. Baskı 1985

1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars (5 oy verildi, ortalama: 5 / 5)
Loading ... Loading …
Görüş bildirebilir, ya da sitenizden bağlantı verebilirsiniz. RSS 2.0

2 görüş

  1. Böyle buyurdu Kunthar

    Selam olsun sana ey gece insanı…

    05 Ekim 2007 01:11

  2. Böyle buyurdu Morgaine Le Fey

    Gece romanını okuma sürecinde öykünün akışını takip etmek yerine alt nehirde ilerleyen akıntıya kendinizi bırakırsanız kitapla çok farklı bir sürece giriyorsunuz. Öyküde ilerleyen her mekan her an okuduktan sonra bile çok sonraları başka bir anda size birden dönüş yapıyor ve işte gerçekten aslında o zaman gece bilincinize kazınıyor.

    24 Kasım 2007 15:21

Buyurun!