
Mendoza - Mercedes, Albay ölürken senin çok acı çektiğini söyledi.
Marquez - Evet, onu öldürmek zorunda kalacağım noktanın gelmesi gerektiğini biliyordum fakat düşüncesine bile dayanamıyordum. Albay artık altın balıklarını yapan yaşlı bir adamdı. Bir öğleden sonra "Zamanı geldi," diye düşündüm. Artık onu öldürmeliydim. Bölümü bitirdiğimde, titreyerek ikinci kattaki Mercedes’in yanına gittim. Suratımı gördüğü an neler olup bittiğini anladı. "Albay öldü" dedi. Yatağıma yattım ve iki saat ağladım.
Sayfa 43-44

Gabriel Garcia Marquez ile yapılan söyleşide yazar, sevgili, aşık, baba ve insan Gabriel Garcia Marquez’le tanışma fırsatını buldum. Beni en çok etkileyen yanı yazar olanı.
Yazar değil, büyük yazar olmanın ipuçlarını kitabın her sayfasında veriyor, en çok da yukarıdaki pasajda.
Metis Yayınları
Birinci Basım Aralık 1983
Çeviri Şen Süer - Hilmi Bitim
Yapıtın özgün adı The Fragrance of Guava P. A. Mendoza
in conversation with Gabriel Garcia Marquez

Loading …
Eco, Umberto,
Roman kategorilerine ait bu tortu, Atilla Aktuna tarafından gönderildi.

Ona De Amicis’in Çocuk Kalbi adlı kitabını okuduğumu söylemiştim, bana onu hemen atmamı, De Amicis’in bir faşist olduğunu söylemişti. "Düşünebiliyor musun" diyordu, "herkes talihsiz bir aileden gelen zavallı Franti’ye karşı ve o faşist öğretmenin gözüne girmek için dört dönüyor. Ne anlatıyor? Cesaretli Garrone’yi, yağcının teki halbuki, Lombardiali küçük gözcüyü, hani şu kralın uğursuz bir subayı tarafından düşman geliyor mu diye bakması için yollanan ve ölen gözcüyü, emir eri olarak savaşın ortasına gönderilen Sardunyalı davulcuyu ve şu iğrenç albayı, hani zavallı çocuk bacağını kaybettiğinde üzerine atılıp onu üç kez kalbinin üzerinden öpen albayı, gencecik yaşta sakat kalmış birine yarası daha tazeyken böyle şeyler yapılmaz, oysa Piemonte Kraliyet Ordusu mensubu bir albayın sağduyulu olması gerekir. Coretti’nin babasını da anlatıyordu, o kasap kralın okşadığı, sıcaklığını hâlâ koruyan eliyle oğlunun elini tutuyordu. Kurşuna dizeceksin böylelerini kurşuna! Asıl De Amicis gibileri açtılar faşizme yolu."
Sayfa 332

Umberto Eco, 2. Dünya Savaşı İtalya’sını bir çocuğun gözünden anlatırken; aslında edebiyatla da pekâlâ tarih yazılabileceğini gösteriyor. Çizgi romanları, plakları, kitapları ve eski kitapları sevenlerin ayrıca tat alacakları bir kitap.
Doğan Kitap
ISBN 975 - 293 - 380 - 7
1. Baskı Ekim 2005
Çeviren Şemsa Gezgin
Özgün Adı La Misteriosa Fiamma della Regina Loana

Loading …

Şimdi en önemli an gelmiştir; ülkenin, Şah’ın ve devrimin kaderini tayin edecek olan an, bir polis memurunun kalabalığın kenarında duran bir adama doğru yürüdüğü ve sesini yükselterek ona evine gitmesini emrettiği an gelmiştir. Bu iki adam sıradan, isimsiz kişilerdir; ancak, karşılaşmalarının tarihsel bir önemi vardır. Her ikisi de yetişkin, bazı olayları görmüş geçirmiş ve kişisel deneyimleri olan kişilerdir. Polisin deneyimi: Bir insana bağırıp sopamı kadırırsam, o önce korkudan uyuşup kalır, sonra koşarak kaçar. Kalabalığın kenarındaki adamın deneyimi: Yaklaşan bir polis gördüğüm anda ödüm kopar ve koşmaya başlarım. Bu deneyimlere dayanarak iyi bir senaryo hazırlayabiliriz: Polis bağırır, adam kaçar, diğerleri toz olur ve meydan boşalır. Fakat bu kez her şey farklı bir biçimde gelişiyor. polis bağırıyor, fakat adam kaçmıyor, orada dikilip polise bakıyor.
Sayfa 89

Bu yıl Nobel edebiyat ödülüne de aday gösterilen yazar -aslında "devrim muhabiri"- Ryszard Kapuscinski’nin Şahların Şahı adlı kitabı -kitabın adından da anlaşılacağı üzere- İran devrimini konu alıyor
Kitabın kurgusu hemen dikkat çekiyor: İstenirse anlatı şeklinde de okunabilecek bir metin koymuş önümüze yazar. Bunun yanı sıra devrimi yapan halkı bir kişide somutlaştırarak devrim yapan kişinin/halkın profilini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak; bir anlatı, bir sosyolojik ya da psikolojik çözümleme olarak okunabilir kitap.
Metis Yayınları
ISBN: 975-7560-05-6
Birinci Basım: Nisan 1989
Çeviren: Oktay Döşemeci
Yayının Özgün Adı: Szachinszach

Loading …